İnsanın Kötülüğe Duası

İnsan bazen, bilerek veya bilmeyerek kötülüğü ister. Ayetin ifadesiyle:

وَيَدْعُ اْلاِنْسَانُ بِالشَّرِّ دُعَٓاءَهُ بِالْخَيْرِۜ وَكَانَ اْلاِنْسَانُ عَجُولاً

İnsan, hayra dua eder gibi şerre dua eder. Doğrusu insan çok acelecidir.”1

Ayetin hazinesinden bazı cevherlere işaret etmek istiyoruz:

-İnsan, aceleci bir tabiata sahiptir. Kızdığında kendisi, ailesi, evladı, malı hakkında hayrı ister gibi şerri ister. Mesela, bela ve musibetler karşısında daraldığında “Allahım, canımı al!” der. Çocuğuna kızdığında “Allah belanı versin!” der. Hâlbuki “Allah hayrını versin!” dese hem öfkesi yatışacak, hem de bedduadan kurtulacaktır.

On bir yıl çocuğu olmayan bir bayan, Allaha şöyle dua etmiş: “Allahım, ölü de olsa bir çocuk ver.” Bu duadan sonra üç çocuğu olmuş, ancak hepsi ölü doğmuş. Ardından “Allahım, hayırsız da olsa canlı bir çocuk ver!” diye yalvarmış. Bir çocuğu olmuş, ama pek hayrını görmemiş, çocuk annesine çok çektirmiş. Sonraki dünyaya gelen çocuğu için böyle şeyler demediğinden, o çocuğundan memnun kalmış.

-Bazen insan, hayır zannedip ısrarla şerri ister. Hz. Peygamber döneminde Salebe isimli biri ısrarla mal talebinde bulunur. Fakat mal kendisine nasip olunca şımarır, İslamî çizgiden uzaklaşır.

-İnsan peşincidir, hazır lezzetlere müpteladır. Ahiretin elmas gibi kıymetli nimetlerini unutur da, dünyanın kırılmaya mahkûm şişeler hükmündeki geçici lezzetlerini ister, onları elde etmeye çalışır. Bu ise, onun aleyhine olan bir durumdur.

-Kâfirlerin azabı istemeleri de ayetin şümulüne dâhildir. Allah yoluna davet eden peygamberler genelde kavimleri tarafından yalanlanmıştır. Eğer iman etmez, isyan ve tuğyana saparlarsa dünya ve ahirette azap görecekleri hatırlatıldığında ise, bu zalim kavimler “varsa azap getirin de görelim!” demişlerdir.

Kur’an, inatçı Mekke müşriklerinin şöyle dediklerini anlatır:

رَبَّنَا عَجِّلْ لَنَا قِطَّنَا قَبْلَ يَوْمِ الْحِسَابِ

Rabbimiz, hesap gününden evvel amel defterimizi ver!”2

Keza, şu divanece sözü söylerler:

اَللّٰهُمَّ اِنْ كَانَ هٰذَا هُوَ الْحَقَّ مِنْ عِنْدِكَ فَاَمْطِرْ عَلَيْنَا حِجَارَةً مِنَ السَّمَٓاءِ اَوِ ائْتِنَا بِعَذَابٍ اَل۪يمٍ

Allahım, eğer bu Senin katından gelmiş hak bir kitapsa, üzerimize gökten taş yağdır veya bize yakıcı bir azap ver!”3

Şüphesiz böyle demeleri, onu hak bir kitap olarak görmemelerinden kaynaklanmakta. Hâlbuki şöyle deseler gerçeği bulacaklardı: “Allahım, bu kitap Senin katından gelmiş hak bir kitapsa, bizi ona sevket!”

Cenab-ı Hak, kâfirleri anlatırken “onların kalpleri birbirine benzedi.” der.4 Küfrün felsefesi bütün asırlarda benzer özellikler gösterir. Günümüzde de bazı inkârcılar “Allah varsa bizi taş etsin!” gibi hezeyanlar savurmaktadır. Hâlbuki mesele gayet açıktır: Bu dünya bir imtihan salonudur. İnsanların iyi ve kötü amellerinin karşılığı diğer âlemde değerlendirilecektir. Nitekim imtihan esnasında talebe yanlış da yapsa karışılmaz, “niye böyle yapıyorsun?” denilmez. Onun gibi, inkâr ve isyanın bir kısım cezası dünyada olsa bile, tümüyle karşılığı diğer âlemdedir.

Sırf Dünyayı İstemek

İnsan bu âleme, ebedi mutluluk yurdunu kazanmak için gönderilmişken, dünyanın nefse hoş gelen halleri ahireti ona unutturur, dünyaya daldırır. Kur’an, böylelerinin halini şu şekilde anlatır:

فَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَقُولُ رَبَّنَٓا اٰتِنَا فِي الدُّنْيَا وَمَا لَهُ فِي الْاٰخِرَةِ مِنْ خَلَاقٍ

İnsanlardan öyleleri var ki, ‘Ey Rabbimiz, bize dünyada ver’ derler. Bunların ahiretten bir nasibi yoktur.”5

Böyle insanlar dünyanın fena ve fani lezzetleri peşinde koşmakla “günlerini gün ettiklerini” sanırlar. Hâlbuki günlerini günahlarla zayi etmektedirler. Derslerine çalışmayıp dışarıda oyunu tercih eden öğrenci, elbette kârda değil zarardadır.

Ayetin devamında ise, dünya ahiret dengesini koruyanların duasına yer verilir:

وَمِنْهُمْ مَنْ يَقُولُ رَبَّنَٓا اٰتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْاٰخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

Onlardan bir kısmı ise şöyle der: Ya Rabbena, bize dünyada bir iyilik, ahirette de bir iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru!”6

Demek ki, hem dünya, hem de ahiret saadeti istemek lazım. Gerçi, mümin için asıl olan ahiret saadetidir. Fakat dünyayı da sever ve ister. Çünkü “dünya, ahiretin tarlasıdır.”7

Ayette geçen “hasene” ifadesi, iyilik güzellik anlamında olup, elif-lâm’sız gelmesiyle her insana göre bu hasenenin farklı farklı olabileceğine işaret eder.8 Sözgelimi, servet bazıları için hasenedir, iyiliğe medardır. Bazıları için ise çok çetin bir sınavdır, felaketine sebeptir.

1 İsra, 11

2 Sad, 16

3 Enfal, 32

4 Bakara, 118

5 Bakara, 200

6 Bakara, 201

7 Aclûnî, Keşfu’l-Hafa, I, 412

8 Razi, V, 207

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir