Hz. Nuh

Hz. Nuh, başta Peygamber Efendimiz, Hz. İbrahim, Hz. Musa ve Hz. İsa ile beraber ulu’l- azm tabir edilen beş büyük peygamberden biridir. Onu dinlemeyen kavmini helak eden tufan olayına kadar 950 sene Allah’ın dinini tebliğ etmiştir. Bu kadar uzun bir zaman zarfında pek az kişi Hz. Nuh’a tabi olur. Diğerleri, küfürlerinde ısrar ederler. “Nuh der, peygamber demezler.” Sonunda Hz. Nuh şöyle diyerek Allaha yalvarır:

اَنّ۪ى مَغْلُوبٌ فَانْتَصِرْYa Rabbi, mağlup düştüm, bana yardım et.”1

Kur’anın 114 suresinden biri, Nuh suresidir. Bu surede Hz. Nuh’un kavmiyle mücadelesini ve sonunda hazin yalvarışını görürüz. Hz. Nuh, Rabbine halini şöyle arzeder:

Ya Rabbi, doğrusu ben gece, gündüz kavmimi davet ettim. Fakat davetim ancak kaçmalarını artırdı. Günahlarını bağışlaman için ne zaman onları davet ettimse, parmaklarını kulaklarına tıkadılar. (Beni görmemek için) elbiselerine büründüler. Ayak dirediler, kibirlendikçe kibirlendiler. Ayrıca, onları açıktan davet ettim. Hem insanların içinde hem de gizlice kendileriyle konuştum. Dedim ki: Rabbinizden bağışlanma dileyin. Çünkü O, çok bağışlayıcıdır. Üzerinize gökten bol bol yağmur göndersin, mallarınızı ve çocuklarınızı çoğaltsın. Size bahçeler ihsan etsin. Sizin için ırmaklar akıtsın. Size ne oluyor ki, Allah’ı büyük tanımıyorsunuz? Hâlbuki O sizi tavırdan tavıra geçirerek yarattı. Görmediniz mi, Allah yedi kat semayı nasıl tabaka tabaka yarattı? O semada ayı bir nur, güneşi bir lamba yaptı. Allah sizi arzdan çıkarıp büyüttü. Sonra sizi yine oraya döndürecek ve tekrar oradan çıkaracaktır. Allah, onun geniş yollarında gezesiniz diye arzı size bir döşek kıldı.

Ya Rabbi, onlar ise bana isyan ettiler. Malı, evladı kendisine hüsrandan başka bir şey artırmayan kimselere uydular. Çok büyük bir hileye giriştiler ve dediler ki: ‘Sakın ilahlarınızı terk etmeyin! Hele, Vedd- Süva- Yeğus- Yeuk ve Nesr’den asla vazgeçmeyin!’ Böylece pek çok kimseyi saptırdılar. Ya Rabbi, Sen de bu zalimlerin ancak dalaletini artır. Ya Rabbi, yeryüzünde bir tek kâfir bırakma! Çünkü Sen onları bırakırsan, Senin kullarını saptırırlar ve ancak ahlaksız, nankör kimseler doğururlar.

رَبِّ اغْفِرْ ل۪ي وَلِوَالِدَيَّ وَلِمَنْ دَخَلَ بَيْتِيَ مُؤْمِنًا وَلِلْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِۜ

وَلَا تَزِدِ الظَّالِم۪ينَ اِلَّا تَبَارًا

Ya Rabbi, beni, anamı- babamı, mü’min olarak evime girenleri ve kadın, erkek bütün inananları bağışla. Zalimlerin ise, ancak helakini artır.”2

Aslında her peygamber, bir annenin evladına olan şefkatinden çok daha fazlasıyla ümmetine şefkat eder. Onların derdiyle mahzun, saadetleriyle mesrur olur. Halkın ızdırabını en fazla duyanlardan biri Hz. Nuh’tur. Fakat kavminin düzelmeye kabiliyetleri kalmadığını anlayınca, ellerini kaldırıp hazin bir şekilde münacattan başka önünde yol kalmaz.

O’nun bu içli yakarışından sonra, göklerin ve yerin orduları emrinde olan yüce Allah, su unsurunu kullanarak o zalim kavmi cezalandırır. Gökten bardaktan boşanırcasına yağmur yağdırıp, yerden sular fışkırtır. Nuh’un gemisine binenler dışında herkes sularda boğulur gider.

Cenab-ı Hak, Hz. Nuh’a gemiye yerleştiklerinde şöyle hamd etmesini bildirir:

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي نَجّٰينَا مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَ

Bizi zalim kavimden kurtaran Allah’a hamdolsun.”3

Ayrıca şöyle dua yapmasını emreder:

رَبِّ اَنْزِلْن۪ي مُنْزَلًا مُبَارَكًا وَاَنْتَ خَيْرُ الْمُنْزِل۪ينَ

De ki: Ya Rabbi, beni mübarek bir yere indir. Sen Hayru’l-Münzilin’sin.”4

Hayru’l-Münzilin, “en güzel bir şekilde indiren” anlamına geldiği gibi, “en güzel bir şekilde misafirlerini ağırlayan” anlamı da taşır. Allaha misafir olan birinin en güzel ikramlara mazhar olacağında bir şüphe yoktur.

Hz. Nuh’un oğullarından biri de, tufanda boğulanlar arasındadır. Sular yükselirken, Hz. Nuh hem peygamberlik, hem de babalık şefkatiyle oğluna “Yavrum, gel bizimle beraber gemiye bin, kâfirlerden olma” der. Fakat oğlu “beni sudan koruyacak bir dağa çıkar, kurtulurum” diyerek gemiye binmez. O sırada bir dalga gelir, Nuh’un oğlu suların içinde kaybolur gider.

Kur’an, bu münasebetle Hz. Nuh’un Rabbiyle bir mükâlemesini bize anlatır:

وَنَادٰى نُوحٌ رَبَّهُ فَقَالَ رَبِّ اِنَّ ابْن۪ي مِنْ اَهْل۪ي وَاِنَّ وَعْدَكَ الْحَقُّ

وَاَنْتَ اَحْكَمُ الْحَاكِم۪ينَ

Nuh, Rabbine nida edip dedi ki: Ya Rabbi, şüphesiz bu oğlum ehlimdendir. Senin va’din ise elbette haktır. Sen Hâkimler hâkimisin.”

قَالَ يَا نُوحُ اِنَّهُ لَيْسَ مِنْ اَهْلِكَۚ اِنَّهُ عَمَلٌ غَيْرُ صَالِحٍۗ

فَلَا تَسْـَٔلْنِ مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌۜ اِنّ۪ٓي اَعِظُكَ اَنْ تَكُونَ مِنَ الْجَاهِل۪ينَ

Allah dedi: Ey Nuh, o senin ehlinden değildir. Çünkü o, salih olmayan bir amel sahibidir. O halde, hakkında bilgin olmayan bir şeyi benden isteme. Seni, cahillerden olmandan menederim.”

قَالَ رَبِّ اِنّ۪ٓي اَعُوذُ بِكَ اَنْ اَسْـَٔلَكَ مَا لَيْسَ ل۪ي بِه۪ عِلْمٌۜ

وَاِلَّا تَغْفِرْ ل۪ي وَتَرْحَمْن۪ٓي اَكُنْ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ

Nuh dedi: Ya Rabbi, bilmediğim şeyi Sen’den istemekten Sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen, zarara düşenlerden olurum.”5

Görüldüğü gibi, peygamber oğlu olmak bile insan kurtarmıyor. İman, kulun kendi iradesini kullanarak ulaşabildiği en kıymetli bir cevherdir. İlahi hidayet, ona istekli olanlara nasip olur. Gün ortasında siyah perdelerle penceresini kapatan kişi, karanlıkta kalmaya mahkûmdur. Perdeyi azıcık araladığında ise, güneşin ışıkları içeri dolmaya başlayacaktır. Onun gibi, kalben Allah’a yönelenler, İlahi hidayeti kalplerinde hazır bulacaklardır.

1 Kamer, 10

2 Nuh, 5-28

3 Mü’minun, 28

4 Mü’minun, 29

5 Hud, 42-47

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir