Firavunun zorba idaresi sebebiyle, Hz. Musa’ya az sayıda kişi iman etmişti. Hz. Musa, bunlara şöyle dedi:
“Ey kavmim, gerçekten iman ettiniz ise, yalnızca O’na tevekkül edin.”
Onlar da “biz yalnızca Allah’a tevekkül ettik” dediler ve şu duayı yaptılar:
رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِلْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَۙ وَنَجِّنَا بِرَحْمَتِكَ مِنَ الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَ
“Ey Rabbimiz, bizi o zalimler topluluğuna fitne kılma. Rahmetinle bizi o kâfirler topluluğundan kurtar.”1
İnananların zalimler elinde fitne olması, onlar içinde dini yaşayamamaları, inançları sebebiyle hor ve hakir görülmeleri, işkenceye maruz bırakılmaları gibi durumlardır. En büyük musibet, böyle bir hale maruz kalmak, dinini rahatça yaşayamamaktır. Bu şekilde dine gelen musibetten her zaman Allah’ın dergâhına sığınmak gerekir.
Her devrin ve her beldenin birer Firavunu vardır. İman ehline düşen Allah’a tam tevekkül edip, böyle Firavunların oyuncağı olmamak, izzetli bir şekilde dini yaşamaktır. İmanın kutsiyetine ve yüceliğine yakışan budur. Yüce Allah şöyle bildirir:
“İnanıyorsanız, en üstün sizsiniz”2
1 Yunus, 85-86
2 Âl-i İmran, 139
