Sihirbazların Duası

Hz. Musa, Allah tarafından bir kısım mucizelerle desteklenmişti. Elini koynuna koyup çıkardığında eli ışık saçıyor, elindeki bastonu yere bıraktığında bir yılan oluyordu. (Yed-i beyza ve asâ mu’cizeleri) Firavuna bunları gösterdiğinde, kabul etmek yerine te’vil etti. “Sen sihir yaptın, ama benim de sihirbazlarım var” dedi. Ülkenin her tarafından sihirbazları topladı. Her iki taraf da halkın önünde hünerlerini gösterecekti. Önce sihirbazlar başladı. Ellerindeki değnek ve ipleri yere bıraktıklarında, bunlar insanlara yılan gibi görüldü. Halk dehşet içinde kalmıştı. Hatta Hz. Musa bile içinde bir korku duymuştu. Çünkü kendisine verilenle sihirbazların yaptığı şeklen ayni idi.

Sonra Hz. Musa, Allah’ın emriyle elindeki asayı yere bıraktı. O da bir yılan oldu. Ama sihirbazların bütün yılanlarını yuttu. Sihirbazlar, bunun bir sihir değil mucize olduğunu anlayıp, “âlemlerin Rabbine, yani Musa ve Harun’un Rabbine iman ettik” diyerek secdeye vardılar.

Firavun, onların imanı karşısında telaşa kapıldı, “Ben izin vermeden O’na inandınız ha… Ellerinizi ayaklarınızı çaprazlama keseceğim. Hepinizi astıracağım” dedi. Onlar ise bu tehditlere aldırmadılar. “Biz Rabbimize döneceğiz” deyip şöyle dua ettiler:

رَبَّنَٓا اَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَتَوَفَّنَا مُسْلِم۪ينَ۟

Ya Rabbena, üzerimize sabır yağdır ve bizleri Müslüman/ Sana teslim olmuş kimseler olarak vefat ettir.”1

Böylece bu zatlar, hak ve hakikat karşısında teslim olmanın güzel bir örneği oldular.

Evet, sabır, belâ ve musibetlere karşı büyük bir kalkandır, ibadete devama vesiledir. Müslüman olarak vefat etmek ise, en büyük bir saadettir.

1 A’raf, 125-126

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir