مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَبِيتُ عَلى طُهْرٍ ذَاكِراً للّهِ تَعالى،
فَيَتَعَارَّ مِنَ اللَّيْلِ، فَيَسْألَ اللّهَ تَعالى خَيْراً مِنَ الدُّنْيَا وَ الاٰخِرَةِ اِلاَّ أعْطَاهُ إيَّاهُ
“Akşamdan temizlik üzere (abdestli olarak) Allah’ı zikrederek uyuyan ve geceleyin de uyanıp Allah’tan dünya ve ahiret için hayır talep eden hiçbir Müslüman yoktur ki ona Allah dilediğini vermesin.”1
يَنْزِلُ رَبُّنَا كُلَّ لَيْلَةٍ إلى سَمَاءِ الدُّنْيَا حِينَ يَبْقى ثُلُثُ اللَّيْلِ الاٰخِرُ، فَيَقُولُ:
مَنْ يَدْعُونِى فَأسْتَجِيبَ لَهُ، مَنْ يَسْأَلُنِى فَأعْطِيَهُ، مَنْ يَسْتَغْفِرُنِى فَأغْفِرَ لَهُ
“Her gece, Rabbimiz gecenin son üçte biri olunca, dünya semasına yönelir ve şöyle der:
Yok mu bana dua eden, ona icabet edeyim! Yok mu benden bir şey isteyen, ona vereyim! Yok mu bana istiğfar eden, onu mağfiretime mazhar kılayım!”2
Gecenin son üçte biri seher vaktidir. Seher vakti, Allah dostlarının uyanık oldukları, dünyadan yüz çevirip tamamen Allaha yöneldikleri mübarek bir zaman dilimidir.
Bu vakitte uyanık olan kimseler, gecenin karanlığında nice nurlara nail olurlar. Allaha yükselen elleri ilahi ihsanlar ile dolar. Kalplerine bereketli feyizler, ilhamlar gelir. Günah kirlerini gözyaşlarıyla yıkarlar, böylece tertemiz olurlar. Gece Hak ile beraber olan bu kimseler, diğer gün halk içine çıktıklarında onlara fayda verecek işler yaparlar, toplumun kaliteli hale gelmesine çalışırlar.
Gece duaları
İbnu Abbas anlatıyor: “Rasûlullahın geceleyin namazdan çıkınca şu duayı okuduğunu işittim:3
-1-
اللَّهُمَّ إنى أسْألُكَ رَحْمَةً مِنْ عِنْدِكَ
تَهْدِى بِهَا قَلْبِى،
وَتَجْمَعُ بِهَا أمْرِى،
وَتَلُمُّ بِهَا شَعَثِى،
وَتَرُدُّ بِهَا غَائِبى،
وَتَرْفَعُ بِهَا شَاهِدِى،
وَتُزَكِّى بِهَا عَمَلِى
وَتُلْهِمُنِى بِهَا رُشْدِى،
وَتَرُدُّ بِهَا أُلفَتِى،
وَتَعْصِمُنِى بِهَا مِنْ كُلِّ سُوءٍ،
“Allahım! Katından öyle bir rahmet istiyorum ki:
Onunla kalbime hidayet ver.
Onunla işlerimi nizama koy.
Onunla dağınıklığımı düzelt.
Onunla benden gaip olanı bana geri ver
Onunla bende var olanı yükselt.
Onunla amelimi arındır.
Onunla bana doğru yolu ilham et.
Onunla ülfet edeceğimi lutfet.
Onunla beni her türlü kötülükten koru.”
-2-
اللَّهُمَّ أعْطِنِى إيماناً وَيَقِيناً لَيْسَ بَعْدَهُ كُفرٌ،
وَرَحْمَةً أنَالُ بِهَا شَرَفَ كَرَامَتِكَ في الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ،
اللَّهُمَّ إنِى أسألُكَ الْفَوْزَ في القَضَاءِ، وَنُزُلَ الشّهَدَاءِ،
وَعَيْشَ السُّعَدَاءِ، وَالنَّصْرَ عَلى الْاَعْدَاءِ،
اللَّهُمَّ إنِّى أُنْزِلُ بِكَ حَاجَتِى، وَإنْ قَصُرَ رَأيِى، وَضَعُفَ عَمَلِى،
وَافْتَقَرْتُ إلى رَحْمَتِكَ،
فَأسْألُكَ يَا قَاضِىَ الْاُمُورِ، وَيَا شَافِىَ الصُّدُورِ
كَمَا تُجِيرُ بَيْنَ البُحُورِ أنْ تُجِيرَنِى مِنْ عَذَابِ السَّعِيرِ،
وَمِنْ دَعْوَةِ الثُّبُورِ وَمِنْ فِتْنَةِ الْقُبُورِ.
Allahım, bana kendisinden sonra bir daha küfür olmayan bir iman ve bir yakîn ver.
Kendisiyle dünya ve ahirette itibarının şerefine nail olacağım bir rahmet ver.
Allahım! Hakkımda verdiğin hükümde kurtuluş, şehitler gibi ikramla karşılanmak, bahtiyar kulların yaşayışını ve düşmanlara karşı nusret diliyorum!
Allahım! Anlayışım kıt, amelim az da olsa ihtiyaçlarımı Sana arzediyorum.
Rahmetine muhtacım.
Ey işlere hükmedip yerine getiren ve ey sadırlara şifâ veren!
Denizlerin aralarını ayırdığın gibi benimle cehennem azabının arasını ayır, “ey helâk yetiş” diye feryat etmekten4 ve kabir azabından beni koru.
-3-
اللَّهُمَّ مَا قَصُرَ عَنْهُ رَأيِى وَلَمْ تَبْلُغْهُ مَسْألَتِى،
وَلَمْ تَبْلُغْهُ نِيَّتِى مِنْ خَيْرٍ وَعَدْتَهُ أحَداً مِنْ خَلْقِكَ،
أوْ خَيْرٍ أنْتَ مُعْطِيهِ أحَداً مِنْ عِبَادِكَ،
فَإنِّى رَاغِبٌ إلَيْكَ فِيهِ وَأسْألُكَهُ بِرَحْمَتِكَ يَا رَبَّ الْعَالَمِينَ.
اللَّهُمَّ يَاذَا الحَبْلِ الشَّدِيدِ، وَالْاَمْرِ الرَّشِيدِ،
أسْألُكَ الْاَمْنَ يَوْمَ الْوَعِيدِ، وَالجَنَّةَ يَومَ الخُلُودِ
مَعَ المُقَرَّبِبنَ الشهُودِ، الرُّكَّعِ السُّجُودِ، المُوفِينَ بِالْعُهُودِ،
إنَّكَ رَحِيمٌ وَدُودٌ، وَإنَّكَ تَفْعَلُ مَا تُرِيدُ.
اللَّهُمَّ اجْعَلْنَا هَادِينَ مُهْتَدِينَ غَيْرَ ضَالِّينَ وَلاَ مُضِلّينَ،
سِلْماً لِأوْلِيَائِكَ، حَرْباً لِأعْدَائِكَ،
نُحِبُّ بِحُبِّكَ مَنْ أحَبَّكَ، وَنُعَادِى بِعَدَاوَتِكَ مَنْ خَالَفَكَ.
اللَّهُمَّ هذَا الدُّعَاءُ وَعَلَيْكَ الْإجَابَةُ، وَهذَا الجُهْدُ وَعَلَيْكَ التُّكْلاَنُ.
Allahım! Kullarından herhangi birine verdiğin bir hayır veya mahlûkatından birine vaat ettiğin bir lütuf var da buna idrakim yetişmemiş, duam ulaşamamış ve ona niyetim olmamış ise, ey âlemlerin Rabbi, onun husûlü için rağbetimi Sana arzediyor, onu bana da vermeni rahmetinle Senden istiyorum.
Ey kuvvetli ipin, doğru yolun sahibi olan Allahım!
Vaîd gününde (Kâfirler için cehennem vaat ettiğin kıyamet gününde), Senden cehenneme karşı emniyet, hulud (ebediyet) gününde huzuruna ulaşmış mukarreb meleklerle, rükû ve secde yapanlar ve ahidlerini îfa edenlerle birlikte cennet istiyorum.
Şüphesiz Sen Rahim – Vedud’sun (sonsuz rahmet ve sevgi sahibisin.)
Ve şüphesiz Sen dilediğini yaparsın.
Allahım! Bizi, hidayete eren ve hidayete vesile olanlardan kıl, sapan ve saptıranlardan eyleme.
Dostlarına sulh (vesilesi), düşmanlarına da düşman kıl.
Seni seveni Sana olan sevgimiz sebebiyle seviyoruz. Sana muhâlefet edene, Senin ona olan adâvetin sebebiyle düşmanlık ediyoruz.
Allahım! Bu bizim duamızdır. İcabet ise Sana kalmıştır. Bu, bizim gayretimizdir, dayanağımız ise Sensin.
-4-
اللَّهُمَّ اجْعَلْ لِى نُوراً في قَلْبِى، ونُوراً في قَبْرِى،
وَنُوراً مِنْ بَيْنِ يَدَىَّ، وَنُوراً مِنْ خَلْفِى،
وَنُوراً عَنْ يَمِينِى، وَنُوراً عَنْ شِمَالِى،
وَنُوراً مِنْ فَوْقِى، وَنُوراً مِنْ تَحْتِى،
وَنُوراً في سَمْعِى، وَنُوراً في بَصَرِى،
وَنُوراً في شَعَرِى، وَنُوراً في بَشَرِى،
وَنُوراً في لَحْمِى، وَنُوراً في دَمِى،
وَنُوراً في مُخِّى، وَنُوراً في عِظَامِى .
اللَّهُمَّ أعْظِمْ لِى نُوراً، وَأعْطِنِى نُوراً، وَاجْعَلْ لِى نُوراً،
Allahım! Kalbime bir nur ver, kabrime bir nur ver.
Önüme bir nur ver, arkama bir nur ver.
Sağıma bir nur ver, soluma bir nur ver.
Üstüme bir nur ver, altıma bir nur ver.
Kulağıma bir nur ver, gözüme bir nur ver.
Saçıma bir nur ver, derime bir nur ver.
Etime bir nur ver, kanıma bir nur ver.
Beynime bir nur ver, kemiklerime bir nur ver.
Allahım nurumu büyüt, bana bir nur ver ve benim için bir nur kıl!
-5-
سُبْحَانَ الَّذِى تَعَطّفَ العِزَّ وَقَالَ بِه،
سُبْحَانَ الَّذِى لَبِسَ المَجْدَ وَتَكَرَّمَ بِهِ،
سُبْحَانَ الَّذِى لاَ َ يَنْبَغِى التَّسْبِيحُ اِلاَّ لَهُ.
سُبْحَانَ ذِى الْفَضْلِ وَالنِّعَمِ.
سُبْحَانَ ذِى المَجْدِ وَالْكَرَمِ.
سُبْحَانَ ذِى الْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِ
İzzeti bürünen ve onu söyleyen Zât münezzehtir.
Şeref libası giyen ve bununla kerem bulan Zât münezzehtir.
Tesbih sadece kendine layık olan Zât münezzehtir.
Fazl ve nimetler sâhibi Zât münezzehtir.
Şeref ve kerem sahibi Zât münezzehtir.
Celâl ve ikrâm sâhibi Zât münezzehtir.”5
1 Ebû Dâvud, Edeb 105
2 Buhârî, Tevhid, 35
3 Bu dua uzunca olduğundan, beş bölüm halinde sunulmuştur.
4 İnsan, şiddetli bir bela ile karşılaşınca, dayanamayıp “Allahım canımı al” şeklinde fevri bir talepte bulunabilmektedir. Peygamber efendimiz, duasının bu kısmında böyle dedirtecek hallerden Allaha sığınmaktadır.
5 Tirmizî, Daavât 30
