Resim yapan birine “ressam” denilmesi misali, insan pek çok unvanını yaptığı işlerden alır. Benzeri bir durum Allah’ın bazı isimleri için de geçerlidir. Mesela Cenab-ı Hakkın 99 isminin zikredildiği hadiste “Kâbız ve Bâsıt” isimleri de yer alır.1 “Kâbız”, sıkan ve daraltan demektir. Bâsıt ise, açan ve genişlik veren anlamına gelir. Bu iki isim, isim olarak Kur’anda yoktur. Ancak şu ayette her ikisi de fiil olarak ifade edilmiştir:
“Allah, kabz ve basteder (sıkar ve açar…)”2
Zaman zaman insan, ruhunda sebebini bilmediği bir sıkıntı veya ferahlık hisseder. Böyle haller, kabz ve bast tecellileridir. Kabz hali, insanı Allaha ilticaya, bast hali ise şükre sevk etmelidir. Denizlerde sürekli med cezir olayları, dalgalanmalar ve çalkantılar olduğu gibi, insan ruhu da böyle farklı hallerden boş kalmaz. Bu haller, hem hayatı monotonluktan kurtarır, hem de insanı çok yönlü olarak ibadete sevk eder.
İslamî eserlerde sıkça “Sani’” ismi geçer. Sani’, “sanatkâr” demektir. Bu isim Kur’anda geçmez. Ama kanaatimizce صُنْعَ اللّٰهِ الَّذ۪ٓى اَتْقَنَ كُلَّ شَىْءٍۜ “Bu, her şeyi mükemmel yapan Allah’ın sanatıdır”3 ayeti, bu ilahi ismin menşei olarak görülebilir.
1 İbnu Mace, Dua, 10
2 Bakara, 245
3 Neml, 88
