Kur’anda pek çok ayetin sonu Cenab-ı Hakkın isimleriyle biter. Ayet sonlarında yer alan isimler genelde ikişerli gruplar halindedir. Bunları Semi’- Basir, Alîm- Hakîm, Ğafur- Rahim, Ğaniy- Hamid ve benzerleri tarzında ayet sonlarında sıkça görebiliriz.
Bu ikili isimler, mana itibariyle birbirini tamamlayacak şekilde gruplar oluşturur. Şimdi bunlardan bazılarına yakından bakmaya çalışalım:
–Semi’ – Basir (İşiten ve Gören)
“Allah, kocası hakkında seninle mücadele eden ve halini Allah’a şikâyet eden o kadını işitti. Allah konuşmanızı duyuyordu. Şüphesiz Allah Semi’- Basirdir.”1
Ayette kendisinden söz edilen kadın, Havle Binti Salebe’dir. Kocası kendisine “sen bana anam gibisin” diyerek boşadığını kinaye eder, o da Hz. Peygambere gelip boşanmak istemediğini söyler. Hz. Peygamber üzülmekle beraber, mevcut duruma göre boşanmanın gerçekleştiğini söyler. Bunun üzerine kadın biraz ileriye gidip ellerini kaldırarak çaresizliğini Allah’a arz eder. Bu münasebetle, zıhar denilen bu boşanma türüyle ilgili ayetler nazil olur.2 Gelen ayetler, erkeğin köle azat etmesi veya yapamıyorsa iki ay art arda oruç tutması veya onu da yapamıyorsa altmış fakiri doyurması şartıyla evliliği devam ettirebileceklerini bildirir.3
Hemen biraz ileride duran Hz Aişe, kadının mırıldanarak yaptığı duayı duyamazken, Cenab-ı Hakkın bunu duyduğunu bildirmesi ve bunu Kur’anda bildirmesi tevhidle ilgili önemli bir derstir. Olay, Cenab-ı Hakkın o kadını işitmesi ve görmesi ile ilgili olduğundan ayette bunlarla ilgili iki isim zikredilmiştir.
Cenab-ı Hak mülkünde cereyan eden her şeyi görür, bütün ihtiyaç sahiplerinin seslerini işitir. Bu soyut gerçeğin, böyle cüz’i bir olayla insanlara bildirilmesi mühim bir irşattır. Zira insanların çoğu avamdır. Avam ise böyle gerçekleri, olayların anlatılmasıyla daha iyi kavrar.
Semi’- Basir isimlerinin farklı bir yönüne şu ayetle bakabiliriz:
“Allah hak ile hükmeder. Onların Ondan başka yalvardıkları ise, hiçbir şekilde hükmedemezler. Çünkü Semi’- Basir olan ancak Allahtır.”4
Ayetten açıkça anlaşıldığı üzere, Semi’- Basir olmayanlar hiçbir şekilde âdilane, hakkı yansıtacak bir şekilde hükmedemezler. Cenab-ı Hak, her sesi işittiği, her şeyi gördüğü içindir ki, her hükmünde adildir, bütün tasarrufları hak iledir. O, zulümden, haksızlıktan münezzehtir.
Bu iki ismin beraber zikredilmesi geniş ufuklar açar. Şöyle ki:
“Hiçbir şey O’na denk değildir. O Semi- Basir’dir.”5
Yani, Cenab-ı Hakkın işitmesi, görmesi gibi sıfatlarını insanların sıfatları ile karşılaştırmamak lazımdır. Zira Allaha denk bir şey yoktur. Bütün görenlere görme özelliğini O vermiştir. O, bütün görenlerin gördüklerini görür, bütün işitenlerin işittiklerinden haberdardır.
Bu ayet, hem Cenab-ı Hakkı mahlûkatına benzemekten tenzih eder, hem de böyle sıfatların Allah’ta varlığını bildirir. Ayetin iki kısmını beraberce değerlendirmeyenler, ya tefrit ile Allah’ın sıfatlarını inkâr etmişler veya ifrat ile Onu mahlûkatına benzetmeye çalışmışlardır.
–Semi’ – Alîm (İşiten ve Bilen)
“Her ne zaman şeytandan sana bir vesvese gelirse hemen Allah’a sığın. Şüphesiz O, Semi’-Alîmdir.”6
Şeytan, daima insanı doğru yoldan çıkarmaya çalışır, ona vesveseler verir. Böyle bir durumda insana düşen görev hemen Allah’a sığınmaktır. Zira Allah şeytanın o vesveselerini işitir, vesveseye maruz kalan şahsın durumunu bilir. Şayet işitmese ve bilmese yardım edemez.
–Aziz – Hakîm (İzzet ve hikmet sahibi)
“Hırsızlık eden erkek ve kadının ellerini yaptıklarına bir ceza ve Allah’tan bir azap olmak üzere kesin. Allah Aziz- Hakîm’dir.”7
Meşhur lügat âlimi Esmai, bu ayetle ilgili ilginç bir hatırasını şöyle anlatır:
Üstteki ayeti sesli bir şekilde okuyordum. Ayetin sonunu yanlışlıkla “Allah Ğafur-Rahim’dir.” şeklinde bitirdim. Yanı başımda bir bedevi vardı. Bana dönüp “bu kimin kelamı?” diye sordu. “Allah’ın kelamı” diye cevap verdim.
Bedevi “bu Allah’ın kelamı olamaz. Yeniden oku” deyince yeniden okudum. Bu defa, ayetin sonunu “Allah Aziz-Hakîm’dir” diye bitirdim.
Bedevi dedi: “İşte bu Allah’ın kelamı.”
Bunun üzerine “Hafız mısın?” diye sordum. “Hayır” deyince şaşırdım. “Hatalı okuduğumu nerden anladın?”diye sordum.
Dedi: “Allah Azizdir, hükmetti ve böyle bir ceza takdir etti. Eğer bağışlamış, acımış olsa böyle ceza vermezdi.”8
Ğafur- Rahim isimleri bir sonraki ayette geçmektedir ve bulundukları ayete gayet uygun düşmektedir:
“Ancak her kim zulmünden sonra tevbe eder, durumunu düzeltirse Allah onun tevbesini kabul buyurur. Çünkü Allah Ğafur- Rahimdir.”9
–Aziz – Rahim (İzzet ve merhamet sahibi)
“…Şüphesiz Senin Rabbin Aziz-Rahimdir.”10
Bu ayet Şuara suresinde sekiz defa tekrar edilmektedir. Hz. Musa, Hz. Nuh, Hz. Hud, Hz. Salih, Hz. Lût ve Hz. Şuayb’ın kıssalarının peşinden bu ayet gelir. Bu peygamberlerin kavimleri, kendilerine gönderilen peygamberlere ve onlara inananlara cephe almışlar, neticede ilahi azaba maruz kalarak helak edilmişlerdir. İşte, Aziz ismi bu isyankâr kavimlerin helakine, Rahim ismi ise, peygamberlere ve onlara inananların kurtuluşuna bakmaktadır.11
–Ğaniy – Hamid (İhtiyacı olmayan, hamde layık olan)
“Ey insanlar! Sizler Allaha muhtaç kimselersiniz. Allah ise Ğaniy- Hamid’dir.”12
Bu iki isim Kur’anda on defa beraber zikredilir.13
Allah zatında hamde layık olandır. Zira bütün kemal vasıflarıyla muttasıftır. Fakat bütün insanlar gece gündüz O’na hamdetseler, medh ü senasını yapsalar, bu O’nun şanına bir ilavede bulunmaz. Veya hiçbiri hamdetmese O’nun şanına bir zarar vermez. Zira O, Ğaniy’dir, yani hiçbir şeye muhtaç değildir.
–Ğafur – Şekûr (Affeden, kullarının ibadetine karşılık veren)
“Allah’ın kitabını okuyan, namazı kılan ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden gizli ve açık infak edenler, hiç zarar ihtimali olmayan bir ticaret ümit ederler. Çünkü Allah, onların amellerinin karşılığını tamamen ödediği gibi, lütfuyla fazlasını verecektir. Çünkü O, Ğafur- Şekûrdur.”14
Şekûr, çokça şükreden, karşılık veren anlamındadır. Kur’anda Hz. Nuh’un “Şekûr” bir kul olduğu övgüyle anlatılır.15 Bu isim Cenab-ı Hakka nisbet edildiğinde, mahlûkatın hayırlı amellerine karşılık veren anlamı taşır. Tabir caizse, Allah kulunun minneti altında kalmaz, mutlaka karşılık verir, hem de fazlasıyla verir. Bir hadis-i kutside bu mana şöyle anlatılmıştır:
“…Kulum bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak gelirim.”16
Kul, Allah’ın nimetlerine mukabil ne kadar çok şükretse yine tam hakkını veremez. Zira Allah’ın nimetleri sayılamayacak kadar çoktur.
Bu iki ismin beraber zikredilmesinde şöyle bir incelik söz konusudur: Genelde insanların günahı çok, ameli azdır. Cenab-ı Hak lütfuyla, o çok günahları az, az ameli ise çok kabul eder, ona göre muamele yapar.
–Aziz – Alîm (İzzet ve ilim sahibi)
“Güneş kendine mahsus bir yörüngede akıp gider. İşte bu, Aziz- Alîmin takdiridir.”17
Dünyamızdan bir milyondan ziyade büyük olan ve gayet süratli bir şekilde hareket eden güneş, Cenab-ı Hakkın nice isimlerine ayna olmuştur. Üstteki ayette bu isimlerden iki tanesi nazarımıza sunulmaktadır. Yani, böyle gayet büyük bir cirmin, son derece hızlı bir şekilde hareketi, onu yaratan ve döndüren Zatın izzetine ve ilmine delalet eder.
–Alîm-Kadir (İlim ve kudret sahibi)
“Allah sizi yarattı, sonra sizi vefat ettirir. İçinizden kimi yaşlılık çağına vardırılır. Öyle ki, biraz ilimden sonra bir şey bilemez hale gelir. Allah ise Alîm- Kadirdir.”18
Allah’ın insanı yaratması ilme ve kudrete dayanır. Bir şeyi bilmeyen onu yapamaz veya bilse bile, kudreti yoksa yine yapamaz.
Allah’ın yaratmasıyla vücut sahasına çıkan bu insan, cüz’i bir ilim ve kudret sahibi olur. Fakat ayetin metninde “erzeli’l- umr” yani insan ömrünün en zahmetli dönemi olan yaşlılık çağı gelince, o insanın kudreti azalır, ilmi noksanlaşır. Hatta bazen kendi adını bile hatırlayamaz hale gelir.
Allah’ın ilmi ve kudreti ise hariçten olmayıp kendi zatındandır. Bundan dolayı, O’nun ilim ve kudretine, bunların zıddı olan bilmemek ve acizlik arız olamaz.
1 Mücadele, 1
2 İbnu Kesir, IV, 317
3 Mücadele, 2-4
4 Mü’min, 20
5 Şûra, 11
6 A’raf, 200 ve Fussilet, 36
7 Maide, 38
8 Sabuni, I, 342
9 Maide, 39
10 Şuara, 9
11 Bkz. Nursi, Sözler, s. 454
12 Fatır, 15
13 Bakara 267, Nisa 131, İbrahim 8, Hacc 64, Lukman 12, 26, Fatır 15, Hadid 24, Mümtehine 6, Teğabun 6
14 Fatır, 29-30
15 İsra, 3
16 Buhari, Tevhid, 15
17 Yasin, 38
18 Nahl, 70
