Duayı emreden Cenab-ı Hak, duanın bir kısım adabını da bildirir. Mesela:
وَادْعُوهُ خَوْفًا وَطَمَعًاۜ
1-“Allah’a korku ve ümitle dua ediniz.”1
Yani, reddedilmesinden korkar, kabulünü umar bir şekilde isteyiniz.
“Beyne’l-havf ve’r-reca” yani korku ve ümit arasında olmak kişinin manevî hayatı için son derece önemlidir. Hamdi Yazır’ın ifadesiyle, “bu iki hal, insanın seyr u sülukunda iki kanat gibidir.”2 Tek kanatlı kuş uçamadığı gibi, sadece korku veya sadece ümit kanadıyla hareket edenler de, kemâlat semasına doğru uçamazlar.
Allah’ın celal ve azametini düşünmek, insana lezzetli bir korku verir. Annesinin merhametli tokadından korkup yine annesinin şefkatli sinesine sığınan çocuk gibi, Allahtan korkan insan O’na iltica eder. Allah’ın cemâl ve rahmetini düşünmek ise, insanı ümit içinde yaşatır.
اُدْعُوا رَبَّكُمْ تَضَرُّعًا وَخُفْيَةًۜ اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَد۪ينَۚ
2- “Rabbinize tazarru ile ve gizlice dua edin. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez.”3
Yani, yalvara yakara, samimi bir şekilde, bütün benliğiniz ile O’na yönelin, O’ndan isteyin. Başkalarına da duyurmayın ki nefsin hissesi karışmasın.
Tazarru hali, insanın kendini duaya tam vermesini ifade eder. Bunu, duaya tam konsantre olmak şeklinde anlayabiliriz. İnsan, bazı dualarında bu hali yaşar, bütün hisleri uyanmış, bütün latifeleri hüşyar bir şekilde ister. Böyle bir durumda, istediği şeyleri ruhunun en derinlerinden gelen bir iştiyakla talep eder. Bu şekilde yapılan dualar, genelde kabul edilir.
Bunun zıddı ise, tam bir gaflet göstergesi olur. Hz. Peygamber böylelerinin durumunu şöyle anlatır:
“Gafil, boş bir kalbin duasını Allah kabul etmez.”4
Duada haddi aşmak ise, sesi fazla yükseltmek, olmayacak şeyleri istemek gibi durumlardır. Mesela, kişinin “Allahım beni peygamber yap!” veya “Allahım, beni bu dünyada ölümsüz kıl!” demesi, muhali talepten başka bir şey değildir.
İmam-ı Azam, cemaatle kılınan namazda Fatiha sonunda “Âmin”in gizli söylenmesi içtihadına bu ayetten de delil getirir.5
هُوَ الْحَىُّ لآَ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ فَادْعُوهُ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَۜ
3- “O Allah Hayy’dır. Ondan başka ilah yoktur. O halde, dini yalnız O’na has kılarak, halis bir şekilde O’na dua edin!”6
İhlas, dinin en mühim esaslarından biridir. Yapılan bir şeyin sadece Allah için yapılmasını ifade eder. İhlasın zıddı riyadır, gösteriştir. Sözgelimi, bir din görevlisi insanların önünde dua ederken coşkuyla istese, fakat yalnız dua ettiğinde sönükleşse, ihlastan uzaklaşmış olur.
وَسْـَٔلُوا اللّٰهَ مِنْ فَضْلِه۪ۜ
4- “Allah’ın lütfundan isteyin!”7
Başkalarına verilen servet- makam- ilim gibi şeylere bakıp ta, kıskançlıkla “bu niye ona verildi? Aslında bana verilmeliydi. Ben buna daha layığım” demeyin. Çünkü belki de onun size verilmemesi hakkınızda daha hayırlıdır. Dolayısıyla siz Rabbinize yönelin, O’nun lütuf ve kereminden isteyin. O, hakkınızda hayırlı olanı elbette bilir, ona göre verir. O’nun rahmet hazineleri ne biter, ne de tükenir.
Bu meselede, şu esasları göz önünde bulundurmak lazımdır:
-Mülk Allah’ındır. O, mülkünde istediği gibi tasarruf eder. İnsana düşen, verilmeyene göz dikmek değil, verilene şükretmektir.
-İnsan eğer şükretse, Allah daha fazla verecektir. Çünkü te’kitli bir şekilde şöyle demektedir:
لَئِنْ شَكَرْتُمْ لَاَز۪يدَنَّكُمْ
“Eğer şükrederseniz, gerçekten artırırım.”8
-Hayır zannettiğimiz şer, şer zannettiğimiz hayır olabilir. Kur’an şöyle bildirir:
وَعَسٰٓى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْـًٔا وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْۚ وَعَسٰٓى اَنْ تُحِبُّوا شَيْـًٔا وَهُوَ شَرٌّ لَكُمْۜ
“Hoşlanmadığınız bir şey, sizin için hayırlı olabilir Hoşlandığınız bir şey de sizin için şer olabilir.”9
Mesela, insan hırs ile mal ister. Fakat Karun gibi bunu kibir ve gurura vesile yapacaksa, ona verilmemesi hayırlı olur. Veya ısrarla ilim ister. Fakat ilmiyle dalalete sapacaksa, verilmemesi rahmet olur. Onun için, Allahtan bir şey isterken “Allahım, senin lütfundan isterim. Eğer bu istediğim hayırlıysa ver. Değilse, hakkımda hayırlı olanı nasip et!” demeli ve Allaha tam tevekkül etmelidir.
-Allah mutlak adalet sahibidir. Zulümden münezzehtir. Elbette kimin neye layık olduğunu bilir ve ona göre verir.
5- Esma-i Hüsna ile dua etmek
Bu kısım hayli ayrıntıları olduğundan, ilerde müstakil bir bölüm olarak ele alınacaktır.
1 A’raf, 56
2 Yazır, III, 2196
3 A’raf, 55
4 Tirmizi, Daavât, 65
5 Fahreddin Razi, Mefatihu’l-Gayb (Tefsiru Kebir), Daru İhyai’t- Türasi’l- Arabi, XIV, 131
6 Mü’min, 65
7 Nisa, 32
8 İbrahim, 7
9 Bakara, 216
