Dua Çeşitleri

Dua, bütün varlıkların ortak olduğu bir ibadettir. Bütün kâinattan Allah’ın dergâhına daima dualar yükselir. Bu dualar başlıca şu şekillerde olur:

1- İstidad diliyle.

2- İhtiyaç diliyle.

3- Izdırar diliyle.

4- Kavlî dua.

5- Fiili dua.

1– Bütün tohum ve çekirdekler kabiliyet diliyle Allah’a yalvarırlar, sümbüllenip bitki ve ağaç haline gelmeyi isterler. Zira kendi güç ve kuvvetleriyle bunu yapabilmeleri mümkün değildir. Mesela, toplu iğne başı kadar olan küçücük bir incir çekirdeği, koca bir ağacın programını taşır. Bu çekirdek, kabiliyet diliyle ağaç haline gelmeyi ister ve Allah’ın izniyle muhteşem bir ağaç olur.

Her insandaki kabiliyetler de böyledir. İnsanın mahiyet tarlasında binlerce farklı kabiliyet çekirdekleri vardır. Bunlar “فَالِقُ الْحَبِّ وَالنَّوٰىۜ Faliku’l-Habbi ven-neva” olan1, yani “tohum ve çekirdekleri çatlatıp sümbüllendiren Allah’a yalvararak gelişebilir. Sözgelimi, her insanda şiddetli bir merak duygusu bulunur. Bu duygu, mecrasını bulduğunda insanı âlim yapar. Yerinde kullanılmadığında ise, lüzumsuz şeyleri araştırarak ömrü boşa geçirtir.

2– Rızka muhtaç bütün canlılar, ihtiyaçlarını Allah’a arzederler, ihtiyaçları karşılanır, istekleri verilir. Sinekten balığa, tilkiden aslana her canlının kendine mahsus rızkı vardır. Bütün bu canlılara rızıkları gönderilir. Özellikle, her canlının yavruları en güzel bir şekilde beslenir. Mesela, bir insan yavrusu ana karnında ağzını kıpırdatamaz bir halde iken, göbeğinden rızkı gönderilir. Dünyaya geldiğinde ise, süt gibi en latif bir gıdayla beslenir. Ayrıca, bu sütten daha latif bir nimet olarak annesinin şefkati kendisine yardımcı verilir. Çocuğun eli yetişmediği bu haller, hiç şüphesiz onun ihtiyaç diliyle yaptığı dualara bir cevaptır.

3– Izdırar diliyle yapılan dua, darda kalanların yaptıkları duadır. Mesela denize düşmüş, ancak kırık bir tahta parçasına tutunabilmiş birisi, bütün latifeleriyle Allah’a müteveccih olur, yalvarır. Onun bu duası hürmetine denizin dalgaları yatışır, selametle sahile çıkar.

Şanlı Urfa’nın bir köyünde ilkokul öğretmenliği yapan bir zattan dinlemiştim:

Bu Zat, yaz mevsiminde, bir gün derste “çocuklar, Allaha dua ettiğimizde duamızı işitir, cevap verir” diye anlatır. Diğer gün sınıfta öğrencilerden birinin ağladığını görünce “niye ağlıyorsun yavrum?” diye sorar. Öğrenci “öğretmenim, der, hani dün ‘Allah dualarımızı işitir, cevap verir’ demiştiniz ya, ben Allaha bize yağmur göndermesi için dua ettim, ama yağmur göndermedi, duamı kabul etmedi diye ağlıyorum.”

Öğretmen, öğrencinin bu haline üzülür, çocuğun seviyesinden nasıl cevap vereceğini düşünür. Sonra, “gel, bir de beraber dua edelim” der. Beraberce yana yakıla tam bir tazarru halinde “Allahım, bize yağmur gönder” diye dua ederler. Kısa bir süre sonra, bir bulut gittikçe büyür, kararır ve bardaktan boşanırcasına yağmur başlar. Yağmur damlaları yeri ıslatırken, sevinç gözyaşları da onların yüzünü ıslatmaktadır. Çünkü duaları aynen kabul olmuştur.

Öğretmen, evine döndükten bir süre sonra, bir başka köyden bir öğretmen arkadaşı ziyaretine gelir. Misafirinin üzerinde ıslaklık olmadığını görünce “bu yağmurda ıslanmadan nasıl geldin?” diye sorar. Arkadaşı şu cevabı verir: “Civarda her yer günlük güneşlik. Yağmur sadece sizin köyde yağmış!”

4– Kavlî dua, insanın ellerini kaldırıp Allah’a yalvarmasıdır. Özellikle namazlardan sonra bu şekilde dua edilir. Bu tür duada asıl olan kalbin konuşması olmakla beraber, dil buna tercüman olur, eller de bunu şekil olarak ister.

5– Fiili dua, istediğimiz şeylerin gerçekleşmesi için çalışmaktır. Mevlana şöyle der:

Kuru duayı bırak. Ağaç isteyen tohum eker… Yere tohum ekmek… Ondan, ne yere bir parlaklık gelir, ne yer sahibi zenginleşir. Bu ancak, ‘bunun aslını yokluk âleminden veren sensin. Bundan bana lazım’ diye işarette bulunmaktan ibarettir. ‘Yedim de, tohu­munu da nişane olarak getirdim. Bu nimetten yine bize ihsan et’ demektir.”2

Allah, şu dünyada sebeplerle tasarrufta bulunur. Sözgelimi, yağmuru bulutla, meyveleri ağaçların elleriyle gönderir. Neticelere ulaşmak için sebeplere sarılmak “Allahım, ben bu sonucu istiyorum” anlamına gelir. Mesela, çiftçinin tarlayı sürmesi fiili bir duadır. Çiftçi, rahmet kapısını saban ile çalmaktadır. Keza, öğrencinin dersine çalışması “Allahım, beni başarılı kıl” demektir.

En büyük insan olan Hz. Muhammed (a.s.m.), sebeplere müracaat edilmesi gereken yerlerde elinden geleni yapmış, sonra neticeler için Allah’a dua etmiştir. Bu cümleden olarak, savaşlarda zırh giymiş, sipere girmiş, Hendek savaşında şehrin etrafını hendeklerle çevirtmiştir. Keza, Bedir Savaşı öncesi ordusunu en uygun stratejik yere yerleştirmiş, ardından bütün benliğiyle Allah’a yönelerek şu duayı yapmıştır:

Allahım, bana vadini yerine getir.

Allahım, bana vaadini yerine getir.

Allahım, bu cemaati helak edersen, artık yeryüzünde Sana ibadet edecek kimse kalmayacak.”3

Anne-baba olmak için evlenmek fiili bir duadır. Hastalandığımızda tedavi olmak ve ilaç kullanmak da fiili duaya girer. Fakat şifayı Allahtan bilmek gerekir. “Doktor beni iyileştirdi” veya “şu ilaç beni iyi etti.” türünden cümleler, Allah’a şirk koşmak anlamına gelir. Çünkü sebepleri yaratan Allah olduğu gibi, o sebeplerle neticeleri yaratan yine O’dur. O dilerse, sebepleri etkisiz de yapıverir veya hiç beklenmedik neticeler meydana getiriverir.

Şu olay bu gerçeğe güzel bir misaldir:

Yaşlı bir anne, oğluna “oğlum, benim Optalidon ilacım bitmiş, sen de var mı?” diye sorar. Oğlu, “hayır anneciğim, o ilaçtan yok ama başka bir şey var” der. Bir bardak su getirip, annesine göstermeden bir leblebiyi annesinin ağzına koyar. “Bismillah de, yut anne” der. Annesi, yarım saat kadar sonra neşeyle “oğlum bu ilaç çok iyi geldi. Hiçbir ağrım kalmadı. Bundan sonra bu ilaçtan kullanayım. Bunun adı neydi” der. Oğlu, tebessümle cevap verir: “Anneciğim, bunun adı ‘leblebidon.’”

1 En’am, 95

2 Celâleddîn Rûmî, Mesnevî, Ter: Veled İzbudak, MEB. Yay. İst. 1990. V, 98

3 Müslim, Cihad, 18

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir