UHUD’DA MÜNAFIKLAR

Olaylar bir ayıraçtır. Savaş ise, bu ayıraçların en mühimlerinden biridir. Uhud gibi çetin bir savaş, münafıkların karakterlerinin ortaya çıkmasına da sebep olmuştur. Bu münafıklardan bir kısmı, savaşa hiç katılmaz. Katılanlar da, hal ve tavırlarıyla mü’minlerden farklıdırlar.

Savaşa hiç katılmayanlarla ilgili olarak, Kur’an’da şu ifadelere yer verilir:

“İki ordunun karşılaştığı zaman başınıza gelen musibet, Allah’ın izniyle olup, mü’minlerin ve münafıkların ortaya çıkması içindi. Onlara, ‘Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunun’ denilmişti. Onlar ise şöyle dediler: ‘Şayet bir savaş olacağını bilsek, elbette size uyardık.’ O gün onlar, imandan ziyade küfre yakın idiler. Ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlar. Allah, ne gizlediklerini en iyi bilendir.”1

Münafıklar, ekseriya ağzı iyi laf yapan kimselerdir. Üstteki ifadelerinde de bunu görmek mümkündür. Kendileri savaşa davet edildiğinde, doğrudan “hayır gelmeyeceğiz” demek yerine, yuvarlak bir cümleyle vaziyeti idareye çalışırlar, “şayet bir savaş olacağını bilsek, elbette size uyardık” derler. Aslında savaş çıkacağını bilmektedirler. Fakat onların, dilleri başka, kalpleri başkadır. Yoksa ordunun pikniğe gitmediğinin(! )elbette farkındadırlar.

Bunlar, kendileri savaşa gitmedikleri gibi, giden dostları hakkında da şöyle derler:

“Şayet bize uysalardı, öldürülmezlerdi. De ki: Eğer sadıksanız, kendinizden ölümü defedin bakalım.”2

Şimdi de, savaşa katılan münafıkların halini görelim:

Mağlubiyet sonrası Cenab-ı Hak, hafif bir uyku gönderir. Ehl-i iman, bu uykuyla sükûnet bulurken, münafıklar can telaşındadır:

“Sonra Allah, bu gamdan sonra bir emniyet vesilesi olarak size hafif bir uyku verdi. Bu uyku, sizden bir taifeyi bürüyordu. Bir başka taife ise, canlarının derdine düşmüş, Allah hakkında haksız bir zanla, cahiliye zannı besliyorlar, ‘var mı bize emirden bir şey’ diyorlardı. De ki: Bütün emir Allah’ındır. Onlar, içlerinde sana açıklamadıkları şeyler gizliyorlar. ‘Durum hakkında bize danışılsaydı, burada öldürülmezdik’ diyorlardı. De ki: Evinizde de olsaydınız, üzerine ölüm takdir edilenler, uzandıkları yerlere çıkacaklardı. Allah sinelerinizde olanları ortaya koyacak, kalplerinizde olanı meydana çıkaracaktır. Allah, sinelerde olanı bilendir.”3

Uhud Savaşı’yla ilgili ayetler içinde zikredilen bu durumlar, münafıkların ikiyüzlülük, yalancılık, korkaklık, fesat çıkarmak… gibi özelliklerini aksettirmektedir.

1 Âl-i İmran, 166-167

2 Âl-i İmran, 168

3 Âl-i İmran, 154

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir