NELER YAPILMALI?

Her zamanda olduğu gibi, günümüzde de cihadın temel unsuru insandır. İyi yetişmiş ve yetiştirilmiş fertler, cihadda muvaffak olurlar. İyi yetişmeyenler ise, “fayda veriyorum” zannederken, zarar verebilirler. Çünkü zamanın şartlarına göre cihad yapmakla, kendini cihad yapıyorum sanmak farklı farklı şeylerdir. Bunun için, yapılacak en mühim iş, insanı yetiştirmek olmalıdır. İlk Müslümanları kısa zamanda dünyanın dört tarafına hâkim kılan sır, işte burada gizlidir. Onlar, vahyin terbiyesiyle yetişmişler, ilay-ı kelimetullah (Allah’ın dinini yaymak) için, dünyanın her tarafına ulaşmaya çalışmışlardır.

Said Havva, ilk Müslümanlarla sonraki nesiller arasındaki farka şu şekilde işaret eder:

“İlk Müslümanlar; âlim, zahit, abid, savaşçı, davetçi, cesur, net tavırlı, hikmet sahibi, siyasi, idareci, akıllı, ferasetli… idi. Sonraki Müslümanlar ise, bu özellikleri bir bütün olarak kendinde gösteremiyor. Bakıyorsunuz âlim bir insan; fakat cihadı bilmiyor. Yahut cihadı biliyor, Allah’ı tanımakta noksan… Veya siyasetçi; fakat ilim ve hikmet sahibi değil…”1

Meselenin özü ve esasına bu şekilde dikkat çektikten sonra, günümüzde yapılacak cihad faaliyetleri için şu esasların bilinmesinde ve onlara riayet edilmesinde maslahat görüyoruz:

1- İ’lay-ı Kelimetullahı gaye edinen her bir mü’min, nefisle cihadını ihmal etmemeli. Zira nefsini aşamayan etrafına taşamaz. Nefsine mağlup olan, düşmana da mağlup olur. Küçük engellere takılan, büyük hedeflere varamaz.

2- Ülke dâhilinde “müsbet hareket” metoduyla hareket etmeli. Dine meylettirmek, dinin yaşanmasına teşvik etmek ve dini vazifeleri hatırlatmak şeklinde hizmete çalışmalı. Zira “din dâhilde menfi tarzda istimal edilmez!”2

3- Bütün cihadların temelinde yer alan “ilmi cihad” yeniden canlandırılmalı.3 Her biri sahasında otorite fertler yetiştirmeli. Zira ilmin hâkim olduğu böyle bir vasatta, cehaletle bir yere varılamaz. İlk emri “Oku!” olan bir dinin mensuplarının, cehalet karanlıkları içinde kalmaları elbette asla onlara yakışmaz.

4- Her türlü batıla ve bid’aya savaş açılmalı, İslam’ın safi bir şekilde yaşanması ve hayata hâkim kılınması sağlanmalı. Din, her türlü hurafelerden tecrit edilmeli. Birkaç asırdır maruz kaldığımız ve çoğumuzu etkileyen yabancı “kültür emperyalizminin” yabani otları, dikenleri temizlenmeli, gerçek kimliğimizi bulmuş millet olarak “temiz toplum” haline gelmeli. Zira İslamiyet hakikati, böyle batıl fikirlerden, yabani örf ve adetlerden müstağnidir, onlara muhtaç değildir.

5- Müslümanlar, ekonomik yönden güçlü hale gelmeli ve bu gücü, İslam’ın tebliği ve neşrinde kullanmalı. Paranın mahkûmu değil, hâkimi olarak dine hizmet etmeli. Zira bu zamanda Allah’ın dinine hizmet etmenin en büyük sebebi, maddeten ilerlemektir.

6-“Mü’minler ancak kardeştirler”4 hükmü, kalplere hâkim olmalı. İttihad-ı İslam (İslam Birliği) gerçekleştirilmeli. Bunun bir ön şartı olarak, bütün dini cemaatler, maksatta ve hedefte yekvücut olmalı. Birbirleriyle değil, din düşmanlarıyla mücadele etmeli. Zira birbirleriyle boğuşanlar, ortaya bir hizmet koyamazlar. Müslümanın Müslümanla mücadelesi, hiç bir zaman “cihad” olamaz, olsa olsa “fitne” olur. Gayr-i Müslimlerin büyük bir birlik gösterdiği böyle bir zamanda, İslam âleminin hâlâ kısır çekişmelerle uğraşıyor olması cidden acı bir manzaradır. Şu ayet ibretle mütalaa edilmelidir:

“Kâfirler birbirlerinin dostlarıdır. Eğer siz onu (o dostluğu) yapmazsanız, yeryüzünde fitne ve çok büyük bir fesad olur!”5 Bu zamanın topluma ve toplumu yönetenlere yönelik en büyük farz vazifesinin İttihad-ı İslam olduğu gerçeği unutulmamalıdır.

7- İslam’ın cihanşümul (evrensel) mesajı, her türlü iletişim araçlarıyla, cihanın her tarafına ulaştırılmalı, gidilmeyen ülke, varılmayan belde kalmamalı. Ta ki, bu din tebliğ edilsin, herkes kendi hür iradesiyle baş başa kalsın. Böyle bir tebliğden sonra, dileyen iman etsin, dileyen reddetsin. Zira cihaddan gaye, başkalarını zorla dine sokmak değil, onlara Allah’ın dinini tebliğdir.

8- Yeni nesiller, cihad ruhuyla yetiştirilmeli, onlara “Allah dininin her tarafa ulaştırılması ve yeryüzünden her türlü fitnenin kaldırılıp genel bir barışın sağlanması” hedefi gösterilmeli. Ta ki, ufukları açılsın, yüce ideallerle büyüsünler, himmetlerini yüksek tutsunlar. Gündelik işlerin telaşında boğulmaktan kurtulup, İslami mücadeleyi hayatlarının gayesi bilsinler.

1 Said Havva, Cünudullah, Daru’l- Kütübi’l- İlmiyye, Beyrut, s. 168

2 Nursi, Asar-ı Bediiyye, s. 193

3 Cessas, III, 174

4 Hucurat, 10

5 Enfal, 73

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir