EMR-İ BİL-MARUF NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER

İslam toplumu dâhilinde yapılacak cihadla, dışa karşı yapılacak cihad, elbette farklı olacaktır. Dışa karşı, gerekirse sıcak savaş yapılır, zulmüne engel olunur. Dâhilde ise, müsbet bir şekilde din tebliğ edilir, kötülüklere karşı mücadele edilir.1 Buna, emr-i bil-maruf nehy-i ani’l-münker denilir. Yani iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak. Şu ayet, ümmet içinde bunu yapacak bir topluluğun bulunmasını gerekli kılar:

“İçinizden, insanları hayra çağıracak iyiliği emredip kötülükten alıkoyacak bir topluluk bulunsun…”2

Böyle bir topluluk, toplumun manevi asayiş muhafızları olacaktır. Nasıl ki, maddi asayiş için emniyet teşkilatı görev yapar; hastalıkların tedavisinde sağlık bakanlığı mensupları çalışır; onun gibi, ülkenin manevi asayişi ve manevi yaralarının tedavisi için böyle bir topluluk gayret gösterecektir.

Rasulullah, şu ifadeleriyle emr-i bil-ma’ruf, nehy-i ani’l-münker’in önemini vurgular:

“Nefsim elimde olan Allah’a yemin ederim ki, ya iyiliği emreder ve kötülüğe engel olursunuz, ya da Allah yakında umumi bir bela verir. O zaman dua edersiniz, fakat duanız kabul olmaz!”3

İyiliği emr ve kötülükten nehyi kendine şiar edinen bir toplum; sağlam, dengeli, kuvvetli bir birlik meydana getirir, “fazilet toplumu” olur. Böyle bir toplumda, zararlı akımlar boy gösteremez, yangınlar seyredilmez, yavru yılanların birer kobra haline gelmesine göz yumulmaz. Kamu vicdanı, duyarlı olur…

1 Bkz. Nursi, Emirdağ Lahikası II, s. 241

2 Âl-i İmran, 104

3 Tirmizi, Fiten, 9

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir