Yerinde sorulan bir soru, ilmin anahtarı gibidir. Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerimde “Eğer bilmiyorsanız ehl-i zikre (bilenlere) sorun” buyurur.1 Soru -cevap metoduyla anlatmak, en etkili anlatım metotlarından biridir. Kur’an-ı Kerimde Hz. Peygambere hitaben “sana şöyle sorarlar” diye başlayan hayli âyetler vardır.2 Peygambere sorular sorulmuş, ilahi vahiyle bu sorulara cevapları verilmiştir.
İslam’a en ziyade soru yöneltilen konulardan biri, belki de birincisi cihad konusudur. İslam’a uzaktan bakan gayr-i Müslimlerin zihinleri bu konuda çok net olmadığı gibi, İslam coğrafyasında yaşayan pek çok kimsenin de zihinleri çok net değildir. “Acaba şöyle mi, yoksa böyle mi?” şeklinde pek çok tereddütler zihinlerde kendilerine yer bulmakta, bunlara doğru ve sağlıklı cevaplar verilmezse bu tereddütler yerini zamanla inkâra bırakmaktadır.
Bu bölümde ele alacağımız soruların önemli bir kısmını aslında konuları işlerken ele aldık. Ama burada müstakil bir bölüm halinde sorulara cevap verirken bunlara tekrar yer vermekte bir beis görmedik. Zaten cevap esnasında da daha önce denilenleri tekrar yerine, meselenin başka yönlerine de dikkat çektik. Böylece, bu bölümde nazara verdiğimiz durumların önceki bilgileri tamamlamasına özen gösterdik.
Cihad konularıyla ilgili akademik bilgiler ana hatlarıyla bu kısma kadar olan bölümlerde verilmişti. Bundan dolayı bu kısımda bilgilendirme ağırlıklı anlatımdan ziyade, konularla ilgili değerlendirmelerde bulunmayı tercih ettik.
Cihad konusu ifrat ve tefrit aşırı uçların ve görüşlerin olduğu bir alandır. Çalışmamızın tamamında mutedil bir çizgide gitmeye çalıştık. “Vasat ümmet” yani mutedil ve dengeli bir ümmet olmanın sorumluluğunu yerine getirmeye gayret gösterdik.
Bununla beraber, sunduğumuz cevapların herkesi tatmin etmesini de beklemiyoruz. Tarih boyu çoğu kere uç bakışlarla ele alınmış bir konunun bir anda hemen herkes tarafından kabul görmesinin çok da kolay olmadığının farkındayız. Samimi bir şekilde ve kaynaklara dayanarak verdiğimiz cevapların en azından cihad konusunu zihinlerde netleştireceğini, berraklık sağlayacağını ve ufuk açacağını umuyoruz.
1 Nahl, 43
2 Mesela bkz. Bakara 189, 215, 217, 219, 220, 222; Maide 4; A’raf 187; Enfal 1; İsra 85; Kehf 83; Taha 105; Ahzab 63; Naziat 41.
