Pazarlıkta İnsaf

Müşterinin saflığı veya safiliği,

aldatma vesilesi yapılmamalı…

Bazıları, karşı tarafın zarar görmesini hiç nazara almadan kendi çıkarını düşünerek zulmedebilmektedir. Hâlbuki kendisinin zarar görmesine razı olmadığı gibi, empati yapıp karşı tarafın zararına da razı olmaması gerekir. Mesela, malının değerini bilmeyen bir satıcıya malının değerini bildirmek gerekir. Onun bilgisizlik, tecrübesizlik veya saflığından yararlanmaya kalkışmak, onu kandırmak olur. İmam-ı A’zam hakkında anlatılan şu olay bizlere güzel bir numune sunar:

İmam-ı A’zamın yanına bir kadın gelir, elindeki ipekli elbiseliği satmak ister. İmam-ı A’zam kadına malın fiyatını sorar. Kadın, “Yüz dirhemdir, yâ İmam!” deyince İmam-ı A’zam itiraz edip “Hayır, bu daha fazla eder…” der.

Kadın şaşkınlıkla fiyatı yüz dirhem artırır. İmam-ı A’zam yine kabul etmez. Kadın yüz dirhem daha artırır, ardından yüz dirhem daha… İmam-ı A’zam:

“Bu fiyata alamam. Bu, dört yüz dirhemden de fazla eder.” deyince kadın, “Yâ İmam! Siz benimle alay mı ediyorsunuz?” der.

Bunun üzerine İmam-ı A’zam, kadının, malın gerçek fiyatını öğrenmesi için işten anlayan birini çağırtır. Gelen kişi, elbiseliğin fiyatını beş yüz dirhem olarak belirler ve İmam-ı A’zam onu bu fiyattan satın alır.

Not: Bir kimse yatırım gayesiyle arsa veya tarla olsa, sözgelimi on yıl sonra buraların değeri on kat artsa kurallarına göre ticari bir iş yapmış olur. Çünkü kimseyi kandırmamış, aldığını o günün değerinden almıştır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir