Bencil bir tabiata sahip olan çocuk, iyi bir terbiyeyle başkalarına yardım edebilir, kendisi için yaşamaz, toplum için yaşar. Çünkü insan sosyal bir varlıktır. Yediği ekmekte, giydiği elbisede binlerce insanın emeği vardır, manen onlara borçludur. Bu borcunu onlara yardımda bulunmakla öder.
Çocuk, yaptığı en ufak iyilik veya kötülüğün karşılıksız kalmayacağını öğrendiğinde kötülüklerden uzak kalmaya çalışır, iyilikleri ise severek yapar.
Hz. Ömer, halifeliği sırasında şehirde dolaşırken, evlerden birinde şöyle bir olaya şahit olur:
Anne, kızına, “Kızım satacağımız süte su kattın mı?” diye sorar. Kız, “Anne, biliyorsun Halife Ömer bunu yasakladı.” cevabını verir. Anne, “Kızım, halife bunu nereden bilecek, sen kat.” deyince, kızı, “Anne” der, “Halife bilmezse Allah da mı bilmiyor?”
Yapılan iyiliklerin boşa gitmeyeceğini bilen çocuk, devamlı çevresine yardıma koşar. Otobüste büyüklere-yaşlılara yer verir. Körlerin elinden tutar. Fakirlere sadaka verir. Arkadaşlarına ikramda bulunur. Güzel bir sözün, bir tebessümün de birer sadaka olduğunu bilir. Hep güzel söz söyler, etrafına tatlı gülücükler dağıtır.
