Münbit bir tarladan iyi mahsul almanın yolu, tarlanın iyi işlenmesinden geçer. Eğer tarlaya iyi bir bakım yapılmazsa, yabanî otlar ve dikenler her tarafı istila eder. İşte, insanın nefsi o münbit tarla gibidir. Eğer terbiye edilmezse, kötü kabiliyetler boy gösterir. Eğer iyi bir terbiyeden geçse, ondan çok istifade edilir.
Ham petrolün arıtılması gibi, nefsin de tezkiyesi (kötü sıfatlardan arındırılması) söz konusudur. Bir kısım tasavvuf ehli, nefsin yedi mertebesinden bahsederler. Bunlar:
1. Nefs–i emmâre
2- Nefs-i levvâme
3. Nefs-i mutmainne
4. Nefs-i râdiyye
5. Nefs-i mardıye
6. Nefs-i mülheme
7. Nefs-i zekiyyedir.1
Nefsin, terbiyeden geçmemiş fıtrî hali, nefs-i emmâredir.2 Bu haldeki nefis, şiddetle kötülüğü emreder. Günahlara dalmak ister. Ulviyattan gafil, süfliyata müştaktır.
Kendini kınayan nefse ise, nefs-i levvâme denir.3 Bu mertebedeki nefis, günahlardan dolayı kendini kınamaya başlar, pişmanlık duyar.
Terbiyenin ilerlemesiyle, nefis itminana kavuşur. Allah’dan gelen her şeyi rıza ile karşılar. Allah’ın razı olduğu bir vaziyet kazanır. İlâhî ilhamlara mazhar olur. Arınmış bir nefis haline gelir. İlk hali, parçalayıcı bir arslan ise; son hali, uysal bir kedi gibidir.
Malum, sirklerde gösteride kullanılan arslanlar daha küçükten terbiye edilirler. Gösteri esnasında, ara sıra ağızlarına yatıştırıcı hap verilir. Ta ki, ormandaki günlerini hatırlamasınlar, sahiplerini parçalamasınlar. Onun gibi, nefsin terbiyesine de küçük yaşlardan başlamak; ayrıca her gün, nefse hitap eden ve onu yatıştıran hakikatlerden okumak gerekir. Yoksa yıllarca terbiyeden geçmiş bir nefis, fırsatını bulduğunda tekrar eski haline dönmeye müsaittir. Nasıl ki, bir yaya bastığımızda, onu yere kadar eğeriz. Fakat ayağımızı gevşettiğimiz ölçüde, o başını kaldıracaktır. Nefis de böyledir. İyi bir terbiyeyle sesini keser. Uygun bir ortam bulduğunda, tekrar hükmünü icra eder.
Bazı zâtlar, “nefs-i öldürmek” tabirini kullanırlar. Bunun da bir nefis terbiyesi olduğunu kabulle beraber, nefsin mahiyetinde yer alan duyguların, kabiliyetlerin hayra yönlendirilmesinin daha isabetli olacağı kanaatindeyiz. Meselâ, herkeste şiddetli bir hırs var. Hırsın sesini tamamen kesmek yerine, bu hırsın hayırlı işlere yönlendirilmesi daha faydalı olacaktır. O zaman, yaptığı ibadeti, hizmeti yeterli görmeyecek, daha ilerisini elde etmeye çalışacaktır.4
Nefis, terbiyeyi kabule müsaittir. Meselâ, herkesin fıtratında cimrilik vardır. İslâmî bir terbiyeyle, cimri bir insanın çok cömert bir insan haline gelmesi, süflî zevklere meftun birinin de, ulvî zevklerin takipçisi olması mümkündür.
Nefsin fıtrî hali, deli dolu akan bir nehre benzer. Terbiye edilmiş hali ise, bu nehrin önüne bir baraj yapılıp, çevrenin hem aydınlatılması, hem de sulanması gibidir.
1 Yazır, VIII, 5817.
2 Yusuf, 53.
3 Bkz. Kıyame, 2.
4 Bu konuda bkz. Nursî, Mektubat, s. 33-34.
