Kur’ân-ı Kerim, insanın menşeini Hz. Âdem olarak gösterir. Hz. Âdem, ilk yaratılan insandır. Onun cesedi, topraktan bir hülâsadan yaratılmıştır.1 Sonra bu cesede ruh üflenmiştir. Diğer insanların yaratılışını anlatan bir âyette, “sizi topraktan yaratması Onun âyetlerindendir” denilmesi gerçekten düşündürücüdür.2 Çünkü Hz. Âdem’i topraktan yaratan İlâhî kudret eli, diğer insanları da topraktan yetişen gıdalarla yaratmaktadır. Topraktan yaratıldığımızın en kolay anlaşılan bir delili şudur: Ölenlerin cesedi aslına rücu eder, yani toprak haline gelir.
Allah’ı kabul etmeyen maddeci felsefe, kâinatı ezeli kabul eder. Onlara göre, “madde yaratılmamıştır, ezelidir ve ebedi olacaktır. Yeryüzünde hayat tesadüfen başlamıştır. Basit canlılar, gittikçe kompleks canlılar haline gelmiş, derken maymun bir evrim geçirerek kıl ve kuyruğunu kaybedip insan olmuştur.”
İlmi delillerden uzak ve birtakım ön kabullere dayalı böyle bir teori, aklı başında insanları ikna etmekten son derece uzaktır. Fakat ne gariptir ki, ülkemizde de bu teori yarım yüzyıldan fazla “bilimsel bir gerçek” şeklinde körpe dimağlara telkin edilmiştir. Aslının maymun olduğunu sanan pek çok kişi, zamanla maymun gibi taklitçi ve şahsiyetsiz bir kimliğe bürünmüşlerdir. Şair, böyle kimselerden şikâyetini şöyle dile getir:
“Tam bir buçuk asırdır,
Maymunlardan el eman.
Bizdeki hale nisbet
Maymun taklitten pişman.”3
Tesadüfe tesadüf edilemeyen böyle bir âlemde, hiçbir şey kendiliğinden olmamıştır. Kâinat, bir oluşum sürecinden değil, değişik yaratılış merhalelerinden geçmiştir. Bu merhalelerin her biri, Allah’ın iradesiyle ve tasarrufuyla meydana gelmiştir ve meydana gelmeye devam etmektedir. Maddeyi yoktan yaradan Allah olduğu gibi, yarattığı maddeyi çeşitli şekillere çeviren yine Allah’tır. Elementler, İlahi alfabe gibidir. Bütün canlı-cansız her şey bu alfabenin harfleriyle yazılmaktadır. Maymunu yaratan Allah, insanı da müstakil olarak yaratmıştır. Hamdi Yazır’ın da dikkat çektiği gibi, “İnsan ile maymun arasındaki hakiki fark, bir kıl ve kuyruk farkı değil; akıl ve mantık ve ahlâk farkıdır.”4
1 Mü’minun, 12.
2 Rum, 20.
3 Kısakürek, Necib Fazıl, Çile, s. 427.
4 Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili, 1, 379.
