Bugün Avrupada aile bağları çok da kuvvetli değildir. Evliliklerin neredeyse yarısı boşanmayla sonuçlanmaktadır. Bazı dindar Hristiyanlar dışında toplumun büyük bir çoğunluğu şöyle veya böyle evlilik dışı beraberlikler yaşamaktadır. Bunun sonucu olarak her iki taraf zevklerini tatmin etmeyi ön plana çıkarmakta, devletin teşvikine rağmen çocuk sahibi olmak istememektedir.
Avrupaya giden hemen herkesin dikkatini çektiği üzere, burada yaşayan insanların pek çoğu köpekle oynamayı çocukla meşgul olmaya tercih etmektedir. Parklara gittiğinizde köpekle oyalanan çok kimseye rastlarsınız, fakat evladıyla ilgilenen insanları nadiren görürsünüz.
Değerli bir öğretim üyesinden şöyle bir izlenimini dinlemiştim:
“İngilteredeki doktora öğrenimim sırasında zaman zaman yakınımızdaki parka giderdim. Hemen her gidişimde köpeğiyle parkta dolaşan yaşlı bir bayanı görürdüm. Bir gün dayanamayıp “niçin devamlı köpeğinizle dolaşıyorsunuz?” diye sordum. Şu cevabı verdi: “Benim üç çocuğum oldu, üçü de bana sahip çıkmadı, ihanet etti! Ama şu gördüğün köpek var ya, o bana hiç ihanet etmedi. Sadakati sebebiyle onunla dolaşmayı tercih ediyorum.”
