Renklerin dili

Dikkatle dinlerseniz renkler de sizinle konuşur.

İçinde yaşadığımız evren, rengârenk bir âlemdir. Her varlık, başka özellikleriyle dikkat çektiği gibi, renkleriyle de dikkat çeker. Bu bağlamda şu ayeti hatırlayabiliriz:

Sen Allah’ın boyasına bak! Daha güzel boya kimin olabilir?”1

Ali Nihad Tarlan, renklerin insan üzerindeki etkisini, edebî bir anlatımla şöyle ifade eder:

Bahar zamanı imiş. Dağıstan’da bir yolcu köyden köye giderken, bir dağ eteğine varmış.

Bakmış, kırmızı, mavi, sarı, mor, pembe, beyaz çiçekler bu tepenin yamacını kaplamış.

Hafif rüzgâr ile dalga dalga köpüren bu renk, ışık tufanı yolcuyu bir yıldırım gibi bir anda çarpmış. Neler olmuş o anda, kim bilir neler olmuş; başlamış bağırmaya:

Neredesin boyacı, boyacı sen nerdesin?”

Renkleri öpen bu ses, vadileri dolaşmış. Köy köy duyulmuş bu ses, şehir şehir çınlamış:

Neredesin boyacı, sen nerdesin?”2

Renklerin de bir dili vardır. Mesela sarı renk, insanı sürura sevkeder. Bakara suresinde anlatılan şu olayda bunu görebiliriz. Şöyle ki:

Sığırı kutsal tanıyan Mısır halkı içinde esir olarak yaşayan İsrailoğulları, onların bu batıl itikadından etkilenmişlerdi. Hz. Musa onlara “Allahın kendilerinden bir sığırı boğazlamalarını istediğini” söyler. Önce bu işe hiç yanaşmak istemezler. İşin ciddiyetini anlayınca, nasıl bir sığır olacağını sorarlar. Kendilerine bildirilen özellikler arasında sığırın rengi de vardır. Bu sığır, “bakanlara sürur veren, sapsarı bir sığırdır.”3

Altın rengi insanları rahatlattığı gibi, altın sarısı parlak bir renge sahip olan bir sığır da görenleri mesrur kılar.

Allah, renklerin diliyle bizlere çok mesajlar verir. Buna dikkat çekilen bir ayette şöyle bildirilir:

Görmedin mi Allah gökten bir su indirdi. Derken biz onunla renkleri başka başka meyveler çıkardık. Dağlarda da hem yollar, hem de beyazlı kırmızılı çeşitli renklerde ve kapkara topraklar var. İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da böyle muhtelif renkliler var.”4

Toprağın yüzeyinde gördüğümüz az bir sızıntı, arka planda bir su kaynağına işaret eder. Benzeri bir şekilde yeryüzünde gördüğümüz farklı farklı toprak ve dağ renkleri, arka planda yer alan çeşitli madenlere işaret etmektedir. Maden mühendisleri ve Jeoloji bilginleri, bunu gayet iyi bilirler ve dağların renk dilini değerlendirirler. Çünkü yerin üstündeki alâmetler, yerin altında olanlara birer işarettir. Böyle olunca, duyabilen kimseler için dağlar ve tepeler “gelin, bizim altımızı kazın, bu yerin altında şöyle şöyle hazineler var” diye haykırmaktadır.

1 Bakara, 138

2 Tarlan, Güneş Yaprak, Anıl Matb. İst. 1953. s 26

3 Bakara, 69. Onlara sığır boğazlamanın emredilmesi, sığıra tapmayı kesmeye yönelik idi. Yani, “sığır cinsi bir mabut değildir, mabudunuz olan Allah’ın emrinize verdiği bir mahlûktur. Öyle ki, onu kesip etinden yemeyi de size mubah kıldı. Dolayısıyla, bu olayda kesilen bir sığır değil, sığır-perestliktir.

4 Fatır, 27-28

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir