Hazır cevap denildiğinde ilk hatırımıza gelen isimlerden biri Nasreddin Hocadır. Gerçi ona nisbet edilen her nüktenin kendisine ait olması o derece sabit değildir. Ama bu nükteler her hal ü kârda en azından Onun şahsında temsil edilen Nasreddin Hocalarımızdan birine aittir.
İşte konumuzu ilgilendiren yönüyle Nasreddin Hocanın nüktelerinden biri:
Bir keşiş Coğrafya ilminde dünyanın en akıllı adamını bulmak için diyar diyar geziyormuş. Nasreddin Hocanın köyüne de gelmiş ve köylülere “Sizin köyün en akıllı adamı kim?” diye sormuş. Köylüler, “Nasrettin Hoca” demiş.
Bunun üzerine keşiş köy meydanında Hoca ile görüşmeye başlamış ve eline bir çomak almış, yere bir daire çizmiş. Nasreddin Hoca da çomakla daireyi ortadan ikiye bölmüş. Keşiş bir doğru daha çizerek daireyi dörde bölmüş, Hoca da dörde bölünmüş dairenin üç dilimine çarpı işareti koymuş. Keşiş elleriyle aşağıdan yukarıya doğru hareket yapmış. Hoca da yukarıdan aşağıya yapmış. Bunun üzerine keşiş, büyük bir hayranlıkla hocayı tebrik etmiş.
Olup bitenden bir şey anlamayan halk keşişe ne olduğunu sormuş. Keşiş şöyle cevap vermiş:
“Bu adam gerçekten de dünyanın en akıllı adamı. Yere dünya çizdim. O “ortadan ekvator geçer” dedi. Ben dünyayı dörde böldüm. O “dörtte üçü sudur” dedi. Ben “yerden buharlaşma sonucunda ne olur” dedim. O da “yağmur yağar” dedi.”
Keşiş gittikten sonra halk hocaya dönüp neler olduğunu sormuş. Hoca da şöyle cevap vermiş:
“Bu adam oburun biri. Yere bir tepsi baklava çizdi, ben de “yarısı benim” dedim. Daha sonra tepsiyi dörde böldü. “O zaman dörtte üçü benim” dedim. O “tepsi altından ateşi hafif hafif almalı” dedi. Ben de “üstüne fındık fıstık eklersek daha iyi olur” dedim.”
