Münafığın beden dili

Dil, kalpte olana tercümandır,

ama münafığın dili kalbinde olanı yansıtmaz.

Şeyh Galib, insanın kâinat içindeki konumunu ifade babında şöyle der:

Hoşça bak zâtına ki, zübde-i âlemsin sen.

Merdüm-i dide-i ekvan olan âdemsin sen.”

(Zatına iyi bak, kendini iyi tanı, âlemin özüsün sen. Kâinatın gözbebeği olan insansın sen.)

Bu derece yüksek bir makama sahip insanın, o ulvi mahiyetine bütün bütün zıt olan münafıklık gibi alçak özelliklere yönelmesi son derece çirkin bir durumdur.

Münafık gerçekte iman etmediği hâlde, kendini mü’min gösteren kimsedir. Bu yönüyle, münafıklık, bir “inanç sahtekârlığıdır”, inanç ve eylem planında bir “namertliktir.”1

Münafık, bukalemun gibidir; bulunduğu araziye göre renk değiştirir. Tünel şeklinde yuva yapıp, istediğinden girip çıkarak, düşmanlarını aldatan Jerbua gibi hareket eder.2

Münafık kendini rüzgâra göre ayarlar. Hangi taraftan kuvvetli rüzgâr eserse, o doğrultuda döner… Onun din ve inanç anlayışına menfaat duygusu hâkimdir.3

Zarar verme noktasında ise münafık, pirincin içindeki beyaz taş gibidir.

Aslında insanın yüzü onun hislerini dışa vurma özelliğine sahiptir. Ama insan belli bir ölçüye kadar yüz ifadelerini kontrol edebilir, böylece asıl yüzünden farklı “başka bir yüz”le insanların karşısına çıkabilir. Bununla beraber insan, yine de gerçek yüzünü gösteren bazı “sızıntılardan” kurtulamaz.4

Kur’an-ı Kerîm, münafıkları ismen değil, vasfen belirtir. Nifakın çerçevesini çizer. Bu çerçeveye, her devirde değişik insanlar girebilir.

Günümüzde de, Kur’an’da tasvîr edilen çerçevede hayli münafık görmek mümkündür. Siyasilerin “çifte standart” ifadesi, nifakın farklı bir ifade şeklinden ibarettir. Uluslararası ilişkilerde ortaya çıkan bir kısım skandallar, nifakın âlem boyutunu gösterir. Mesela, Irak-İran savaşında açıktan Irak tarafını destekleyen bir süper gücün, el altından İran’a da silah sattığının ortaya çıkması, bu ülkenin çifte standardını gözler önüne sermektedir. Ülke dâhilinde ise, bazı siyasilerin farklı mahfillerde farklı konuşması; din aleyhinde yayın yapan bazı gazetelerin, Ramazan’da dini yazılar neşretmeleri… gibi örneğini çokça görebileceğimiz hâller, nabza göre şerbet vermek, araziye uyum sağlamaktan başka bir şey değildir.

Meşhur bir hadiste, münafık hakkında şöyle denilir:

“Münafığın alameti üçtür:

-Konuştuğunda yalan söyler

-Va’dini yerine getirmez.

-Emanete hıyanet eder.5

Bir başka hadiste ise, bu üçüncüye bir dördüncü özellik eklenir, “Hasımlaştığında zulmeder” denilir ve devamında şu hususa dikkat çekilir: “Her kimde bu dört özellik bulunursa, katışıksız münafıktır. Kimde de, bunlardan herhangi bir haslet olsa, o kimse münafıklıktan bir özellik taşıyor demektir.6

İtikatta münafıklık ile amelde münafıklığı ayırmak lazımdır. Eğer nifak, akideye ait ise, küfürdür. Bunun dışında olan şeye dair ise, günahtır.7

Şuna da dikkat çekmekte yarar vardır: Hadiste zikredilen dört özellik, münafıkların en meşhur sıfatlarıdır. Yoksa münafıkların özellikleri sadece bu dördüyle sınırlı değildir. Hz. Peygamber, bu özellikleri misal kabilinden zikretmiştir.

Şimdi, onların Kur’an’da zikredilen bazı sıfatlarına kısaca göz atalım:

1-Münafık kalben hastadır: “Onların kalplerinde bir hastalık vardır.8

2-Münafık, yalancıdır: “Onlar için, yalan söylemeleri sebebiyle, elîm bir azab vardır.”9

3-Münafık, bozguncudur, işi gücü fesat çıkarmaktır: “Onlara, ‘yeryüzünde fesat çıkarmayın’ denildiğinde, ‘biz ancak düzelten kimseleriz’ derler. Dikkat edin, onlar bozguncuların ta kendileridir. Lakin farkında değillerdir.”10

4-Münafık, seviyesizdir. Kendi seviyesizliğinden, ehl-i imanı seviyesiz kişiler olarak değerlendirir: “Onlara, ‘insanların iman ettiği gibi siz de iman edin’ denildiğinde, ‘biz seviyesiz insanlar gibi mi iman edeceğiz’ derler. Doğrusu, seviyesiz olanlar kendileridir. Lakin bilmezler.”11

5-Münafık, ikiyüzlüdür. Kendisinde şahsiyet zaafı vardır: “İman edenlerle karşılaştıklarında, ‘Amenna’ derler. Şeytanlarıyla yalnız kaldıklarında ‘biz sizinleyiz, biz ancak (onlarla) alay etmekteyiz’ derler.”12

6-Münafık, müstehzidir. Ehl-i imanla dalga geçmek ve dinin mukaddes değerleriyle eğlenmek, bozulmuş ruhlarına büyük bir lezzet verir. Necaset böceğinin pislikten zevk alması gibi, böyle pis zevklere sahiptirler. 13

7-Münafık, hidayeti verip dalaleti, cenneti verip cehennemi satın alan bir bedbahttır: “İşte onlar, hidayete karşılık dalaleti satın almışlardır. Onların ticareti kar etmemiş, doğru yolu da bulamamışlardır.”14

8-Münafık, manen sağır, dilsiz, kördür. Gerçekleri duyamaz, söyleyemez, göremez: “Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler…”15

9-Münafık, korkaktır. Her an enselenme telaşıyla işine devam eden hırsız gibidir: “Onlar, her gürültüyü aleyhlerine zannederler.”16

“Sertçe bir öksürsen işkillenirler. Hemen hemen ‘pöh’ denilse korkacak hâldedirler. Çünkü içleri kurtlu, haindirler. ‘Hain, korkak olur’ meseli mısdakınca, her dem sırları faş olmak endişesiyle korku ve kuşku içindedirler. Her şeyden nem kapar, her sesten ürkerler.”17

10- Münafık, yalan yere yeminden kaçınmaz: “Münafıklar sana geldiğinde ‘şehâdet ederiz ki, sen Allah’ın Rasulüsün’ dediler… Yeminlerini bir kalkan edindiler.”18

11-Münafık, çoğu kere tahsilli, kelli-felli bir insandır. Söz söylemesini iyi becerir: “Onları gördüğünde, kalıpları hoşuna gider. Konuşsalar, sözlerine kulak verirsin. Sanki onlar, dayanmış kerestelerdir.”19

Oturdukları yerde dayanmış ahşap keresteler gibi, dışları düzgün, endamları süzgün, hareketsizce oturur, kurulurlar. Lakin içleri, irfan ve şuurdan, neşv ü nema kabiliyetinden mahrum, metanet ve salâbetten hâlî, boş, kuru tahtalara benzerler, öyle ruhsuzdurlar.”20

12-Münafık, zora hiç gelemez. Bu noktada savaşlar, iyi bir ayıraçtır. Hz. Peygamber devrindeki Uhud, Hendek Savaşları, Tebük Seferi, bunun canlı örnekleriyle doludur.

13-Münafık kibirlidir, hakka boyun eğmeyi kibrine yediremez. Kur’an Medine münafıkların anlatırken şöyle bildirir:

Onlara, ‘Gelin, Allah Rasulü sizin için mağfiret dilesin’ denildiği zaman başlarını çevirirler. Ve onların, büyüklük taslayarak yüz çevirdiklerini görürsün.”21

Baş çevirmek” ve “yüz çevirmek”, kabul etmemenin gayet açık birer göstergesidir.

İşte, hemen her toplumda görülen münafıkları, zikredilen bu gibi özelliklerle tanımak mümkündür. Onları tanıdıktan sonra, ikna olabilecekleri ikna ile, inatçılarını ilzam ile, haddi aşanlara hadlerini bildirmekle… cihad etmek lazımdır.

1 Sadık Kılıç, Kur’ân’a Göre Nifak, Furkan Yay. İst. 1982. s. 27

2 İbn Manzur, Lisanu’l-Arab, IV, 358-359

3 Kılıç, age. s. 54

4 Navarro, Beden Dili, s. 194

5 Buhâri, Şehâdât,28; Müslim, İman,107; Tirmizi, İman, 14

6 Buhâri, İman, 24; Müslim, İman,106; Tirmizi, İman,14

7 Kılıç, Kur’ân’a Göre Nifak, s. 142-143

8 Bakara, 10

9 Bakara, 10

10 Bakara, 11-12

11 Bakara, 13

12 Bakara, 14

13 Bakara, 14

14 Bakara, 16

15 Bakara, 18

16 Münafıkun, 4

17 Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, VII, 5001-5002

18 Münafikun, 1-2

19 Münafikun, 4

20 Yazır, age. VII, 5001-5002

21 Münafikun, 5

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir