Başkalarını küçük görmek,
küçüklük alametidir.
Hz. Lokman oğluna çok güzel nasihatler verir. Bunlardan biri de şudur:
“Küçümseyerek insanlardan yüzünü çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah, böbürlenip kibirlenenleri sevmez.”1
İnsan, birilerinden hoşlanmadığında, onlara yönelmek yerine onlardan yüz çevirir. Birisinin sizden hoşlanıp hoşlanmadığını, sizi gördüğünde verdiği tepkiden kolayca anlamak mümkündür. Özellikle sosyal statüsü yüksek bazı kimselerin, küçümsedikleri kimselere verdikleri tepkilerde, üstteki ayette anlatılan durum aynen kendini gösterir. Böyleleri, -kendilerince- alt tabakada gördükleri kimselere yönelmezler, küçümseyici bir bakışla onlara bakarlar. Üstten şöyle bir bakıp çalımlı çalımlı yollarına devam ederler.
Başkalarını küçük görmek, küçüklük alametidir. Dini terbiyeyi alan kimse, böyle bir küçüklüğe tenezzül etmez. Gerçekten büyük olan kimse, Yunus Emre’nin “Yaratılanı severiz yaratandan ötürü”2 vecizesinde ifadesini bulan bakışla etrafına bakar, kendisinde bulunan artı meziyetler için gururlanmak yerine, derinden derine şükreder.
Hoşnutsuzluk
Birisiyle konuştuğunuzda, muhatabınızın anlatılanlardan hoşlanıp hoşlanmadığını yüz hatlarından kolayca anlamak mümkündür. Hoşlanmışsa, yüzü güleç olur, ilgiyle dinler. Hoşlanmamışsa yüzünü asar, ilgisiz kalır, yanınızdan kaçar. İşte, müşriklerin Kur’ana karşı tepkisi:
“Âyetlerimiz kendilerine apaçık olarak okunduğunda, o kâfirlerin yüzünde hoşnutsuzluğu hemen fark edersin.”3
Onlara Kur’an ayetleri, hak inanca ve ilahi hükümlere delâleti gayet açık bir şekilde okunduğunda, sen onların yüzlerinde hoşnutsuzluğu hemen tanırsın. Çünkü:
-Hakkı inkârda aşırıdırlar.
-Takliden aldıkları batıl şeylerden dolayı, hakka karşı kin ile doludurlar. Bu ise, cehaletin zirvesidir. Bunu hissettirmek için ayette “onların yüzünde fark edersin” denilmesi yerine “o kâfirlerin yüzünde…” ifadesi kullanılmıştır.4
Arkasını dönmek
İnsanların beden dilini tahlilde en önemli iki esas, “rahatlık ve rahatsızlıktır” denilebilir.5 Muhatabımızın rahatlığı bizden memnuniyetine, rahatsız tavırları ise sıkıntılı bir duruma işarettir.
İnsan bir şeyden hoşlandığında ona yönelir, ona doğru âdeta koşar. Hoşlanmadığında ise, yüz çevirir, âdeta kaçar. Yani, sevdiği şeye önünü döner, sevmediği şeye ise sırtını…6 İşte, Kur’anın ilk muhataplarının bazılarının Kur’ana verdiği tepki:
“Kur’an’da (ilâh ve rab olarak onların batıl mabutlarını kabul etmeyip) sadece Rabbini zikreden âyetleri okuduğunda, nefretle arkalarını dönüp gittiler.”7
Yani, ey Peygamber! Kur’anda Allahtan tek olarak bahsedip onların ilahlarından söz etmeyince, bundan hoşlanmadılar, tevhide kulak vermekten ürktüler, kaçtılar.
Yüz ekşitmek
İnsan, hoşlanmadığı bir durumla karşılaştığında yüzünü ekşitir. Bu, onun en belirgin ve bilinen reflekslerinden biridir.
Konunun ilginç bir örneğini şu olayda görürüz:
Âmâ bir zât olan İbn Ümmi Mektum Hz. Peygamberin yanına gelir. Hz. Peygamberin yanında Kureyşin önde gelenleri vardı ve onları İslâma davet etmekteydi. İbn Ümmi Mektum, “Ya Rasulallah, Allahın sana öğrettiklerinden bana öğret” dedi. O’nun kavmiyle meşguliyetini bilmediğinden bu talebini ardı ardına tekrarladı. Hz. Peygamber, sözünün kesilmesinden hoşlanmadı, yüzünü ekşitti, yüz çevirdi.8
Kur’an, bu olaya şöyle işaret eder:
“Yüzünü ekşitti ve döndü.”
“Kendisine âmâ geldi, diye…”9
Şüphesiz Hz. Peygamberin verdiği bu tepki, -haşa- İbn Mektum’u hafife almaktan kaynaklanmıyordu. O an için Mekke’nin önde gelenlerine anlatmaya odaklandığından, İbn Mektum’la meşgul olmak istememiş, bundan dolayı da gelişinden hoşlanmamıştı.
Kaş
Kaş, yüz için bir güzellik, göz için bir muhafaza olduğu gibi, beden dili açısından da önemli bir konuma sahiptir. Mesela, “Çatık kaşlı” olmak o kimsenin asabi birisi olmasına alamet sayılır. “Kaşlarını çatmak” ise, yerine göre hoşnutsuzluğa, yerine göre derin düşünceye işaret eder.
Velid Bin Muğire, Kureyşin önde gelenlerindendir. Peygamberi ikna etme niyeti ile yanına gitti. Ancak dinlediği Kur’an iç dünyasında derin çalkantılara yol açtı. “Bu Kur’ana nasıl bir yafta bulalım da insanlar ondan etkilenmesinler, kabul etmesinler” diye düşünmeye başladı.10
Kur’an ayetleri onun bu hâlini tasvir ederken şu ifadeye de yer verir:
“…Sonra yüzünü ekşitti ve kaşını çattı.”11
1 Lokman, 18
2 Eyüpoğlu, Yunus Emre, s. 19
3 Hacc, 72
4 Beydâvî, II, 96
5 Navarro, Beden Dili, s. 18-19
6 Navarro, Beden Dili, s. 101-102
7 İsra, 46
8 İbn Kesir, Tefsiru’l-Kur’âni’l-Azim, IV, 470; Beydâvî, II, 568
9 Abese, 1-2
10 Beydâvî, II, 543
11 Müddessir, 22
