Kötü haber etkisi

İnsan, kötü bir haberle karşılaşınca derin bir üzüntü hâli yaşar. Bu üzüntü, onun kalbinde hissedildiği gibi, hemen yüzüne, gözüne de yansır. Kur’andan üç örnekle meseleyi daha iyi anlayabiliriz:

1-Allah yolunda savaş konusunda ayette şöyle bildirilir:

İnananlar, ‘Keşke bir sûre indirilse!’ derler. Fakat muhkem bir sûre indirilip de onda savaştan söz edilince; kalplerinde hastalık olanların ölüm baygınlığına girmiş kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün.”1

Aslında Allah yolunda savaşma emri gelmesi, normal şartlar altında bir mü’minin sevineceği bir haberdir. Çünkü böyle bir savaşta mü’min için ya galip gelmek, ya şehit olmak vardır.

Ama kalplerinde iman za’fiyeti veya münafıklık marazı olanlar için “Allah yolunda savaşın” emri, tabir yerindeyse “acı haber”dir. Bundan dolayı bu habere sevinmemişler, “nee, savaşacak mıyız?” tarzında bir manayı ihsas edecek şekilde ölüm baygınlığı gelen kimsenin baygın bakışları gibi tepki vermişlerdir.

2-Benzeri bir durumu Bedir Savaşı öncesinde görebiliriz:

Rabbin seni hak olarak evinden çıkarmıştı. Mü’minlerden bir kısmı ise, bundan hoşlanmamıştı. Sanki göz göre göre ölüme sevk olunuyorlarmış gibi, gerçek açığa çıktıktan (savaş olacağı anlaşıldıktan) sonra seninle tartışıyorlardı.”2

Ayetler, Bedir savaşı öncesinden çarpıcı bir tabloyu sunmaktadır. Kureyş, Ebu Süfyan önderliğinde Şam’a bir ticaret kervanı gönderir. Bu kervandan elde ettikleri kazançla silah almayı, Medine’ye saldırıp Müslümanları imha etmeyi planlamaktadırlar. Hz. Peygamber, kervanın Şam’dan ayrıldığını haber alınca, kervanı ele geçirmek niyetiyle 310 küsur sahabe ile yola çıkar. Ebu Süfyan durumu öğrenince yolunu değiştirip, deniz tarafından Mekke’ye yönelir. Bu arada Mekke’yi durumdan haberdar eder. Ebu Cehl’in önderliğinde 1000 kadar kişi yola koyulur. Hz. Peygamber ve ordusu ya kervanı takip etmek ya da kendilerinin üç misli düşmanla savaşmakla karşı karşıyadır.3

Sahabeden bir kısmı kervanın peşinden gitmek fikrindedir. Yapılan meşverette düşmanla savaş kararı çıkınca bunlar hayal kırıklığına uğrarlar. Ayetin tasviriyle “sanki göz göre göre ölüme sevkolunmaktadırlar.”

Ayetin ifadelerinde temsili bir teşbih vardır. Zelil bir vaziyette, göz göre göre ölüme götürülen kimselere benzetilmişlerdir.4

“Bedrin Aslanlarından” bazılarına arız olan bu hâli, beşerî bir zaaf olarak değerlendirmek mümkündür.

3-Bir başka misal de şu ayette yer alır:

Hâlbuki onlardan birine kızı olduğu müjdelendiği zaman, içi öfkeyle dolduğu hâlde, yüzü kapkara kesilir.”5

Ayet, “müjde! Bir kız çocuğunuz oldu!” şeklindeki bir habere, cahiliye zihniyetine sahip çöl Arabının verdiği tepkiyi tasvir etmektedir. Aslında böyle bir müjde, sevinilecek bir haberdir. Ama kocaya vermekten ar duymak veya ilerde namusuna leke getirmek ihtimali olması gibi gerekçelerle kız çocuğuna ön yargıyla bakan cahiliye Arabı için, bu utanılacak ve üzülecek acı bir haberdir. Bunun için iç dünyasında çalkantılar yaşamakta, üzüntüden kaynaklanan bu çalkantılar “yüzünün kararması” şeklinde kendini göstermektedir.

1 Muhammed, 20

2 Enfal, 5-6

3 İbn Kesir, Tefsiru’l-Kur’âni’l-Azim, III, 554; Râzî, XV, 126

4 Zemahşeri, Keşşâf, II, 144; Sabunî, Safvetu’t-Tefasir, I, 499

5 Nahl, 58

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir