İlginç bir beden dili örneği

Özel yetenekli ve kapasiteli olmak da

imtihanın bir parçasıdır.

Kur’anın en önemli özelliklerinden biri, çok canlı tasvirlerde bulunarak manayı resmetmesidir. Yusuf Suresi bu nazarla okunsa, orada yer alan tasvirlerle âdeta bir “hayal sineması” yaşandığı görülecektir. Bu tarz anlatım, beynin hem soyut manalara muhatap olan sol lobuna, hem de somut misallere muhatap olan sağ lobuna beraberce hitap ettiğinden, muhatap üzerinde çok daha etkili olmaktadır.

İşte, bu tür anlatımın en güzel örneklerinden biri, Velid Bin Muğire hakkında nazil olan ayetlerdir. Rivayete göre, Velid Bin Muğire Hz. Peygambere uğramıştı. Hz. Peygamber Kur’an okumaktaydı. Velid, Hz. Peygamberin Kur’an okuyuşundan sonra kavmine vardı ve onlara şöyle dedi:

Biraz önce ben Muhammed’den öyle bir kelâm işittim ki, ins ve cinnin kelâmından değil. Onda bir tatlılık, üzerinde bir güzellik var. Kelâmının yukarısı meyvedar bir ağaç, aşağısı ise sulak ve verimli bir toprak. O hep üstün gelir, ona galip gelinmez.”

Bunun üzerine Kureyş “Velid dininden döndü” dedi. Kardeşinin oğlu Ebu Cehil, “Ben onu hallederim” deyip hüzünlü bir şekilde yanına oturdu. Onun cahiliye damarını tahrik edecek şekilde kendisiyle konuştu. Bu konuşmadan sonra, Velid kavmine seslenip şöyle dedi:

Muhammedin mecnun olduğunu söylüyorsunuz. Hiç Onda sar’alı bir durum gördünüz mü?”

Hayır, görmedik” dediler.

O bir kâhindir” diyorsunuz. Peki, hiç kehanette bulunduğunu gördünüz mü?”

Hayır, görmedik” dediler.

O bir şairdir” diyorsunuz. Hiç Onu şiir söylerken gördünüz mü?”

Hayır, görmedik” dediler.

Bunun üzerine Velid şöyle dedi: “O ancak bir sihirbazdır. Görmüyor musunuz kişiyle çoluk çocuğunun ve kölelerinin arasını ayırıyor.”

Kureyş, ondan duydukları bu sözler üzerine sevindiler, ona hayret ederek ve hayran kalarak dağıldılar.1

Kur’an, bu meseleyi şöyle anlatır:

Kapasiteli olarak yarattığım o kimseyi bana bırak.

Ben ona bolca servet verdim.

Ve gözü önünde duran oğullar verdim.

Hem ona büyük imkânlar sağladım.

Sonra daha da artırmamı umar.

Hayır, (umduğu gibi olmayacak.) Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı inatçıdır.

Ben onu sarp bir yokuşa süreceğim.

Çünkü o, düşündü taşındı, ölçtü biçti.

Kahrolası, nasıl da ölçtü biçti.

Sonra, kahrolası nasıl da ölçtü biçti.

Sonra baktı.

Sonra yüzünü ekşitti, kaşlarını çattı.

Sonra arkasını döndü ve büyüklük tasladı.

Dedi: Bu, ancak etkili bir sihirdir.

Bu, ancak bir insan sözüdür.”2

Az bir dikkatle bakıldığında bile görülebileceği üzere, bu anlatımda çok kuvvetli tasvirler, ince ayrıntılar, beden diliyle alakalı önemli ipuçları vardır. Ayetlerde Velid Bin Muğire’nin durumu, filmlerde vurgulanarak gösterilmesi misali, âdeta resmedilmektedir.

Özellikle ayetlerin şu kısmı, tamamen beden dilini tasvir etmektedir:

Çünkü o, düşündü taşındı, ölçtü biçti.

Kahrolası, nasıl da ölçtü biçti.

Sonra, kahrolası nasıl da ölçtü biçti.

Sonra baktı.

Sonra yüzünü ekşitti, kaşlarını çattı.

Sonra arkasını döndü ve büyüklük tasladı.”

İnsan, böyle bir durumda “nasıl bir tepki vermeliyim?” diye iç dünyasında düşünceye dalar. Ardından ölçer biçer. Sonra şöyle bir bakar. Durumdan hoşlanmamışsa yüzünü ekşitir, kaşlarını çatar, sırtını döner gider.

1 Beydâvî, IV, 551

2 Müddessir, 11-25

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir