“Kendi kendine ettiğin âdem,
Bir yere gelse edemez âlem.”
Adlî (Sultan II. Bayezid)
İlahiyat Fakültesindeki öğrencilerimle sohbet ederken zaman zaman şu nasihati yaparım:
“Tebessüm etmesini bilmiyorsanız esnaf olmayın.
Sesiniz güzel değilse müezzinlik yapmayın.
Kıraatiniz güzel değilse imamlık yapmayın.
Anlatımınız güzel değilse öğretmenlik yapmayın…”
Uhud Harbinde Peygamber Efendimiz eline bir kılıç alır ve ashabına şöyle seslenir:
“Bunun hakkını kim verecek?”
“Hakkı nedir ya Rasulallah?” derler.
“Hakkı kırılıncaya kadar düşmanla savaşmaktır.” buyurur.
Ebu Dücane “ben veririm Ya Rasulallah” der. Kılıcı alır, çalımlı bir şekilde düşman saflarına doğru yürür…1
Kılıcın hakkı olduğu gibi, sözün de hakkı vardır. Ya hitap makamına çıkılmamalı veya çıkılmışsa hakkı verilmelidir. Nitekim Hz. Peygamber şöyle buyurur: “Her hak sahibine hakkını ver.”2
Etkili bir şekilde yerinde ve yeterince söylenen bir kelam, muazzam bir tesire sahiptir. Sözün bu gücünü bilenler sıradan konuşmalar yapmazlar, muhataplarına heyecan ve yön veren hitabelerde bulunurlar.
Bu bölümde, bunun bir kısım yollarını gösterecek, bazı sırlarına dikkat çekeceğiz.
1 İbn Sa’d, Tabakat, III/101
2 Buhâri, Savm, 51
