Yiğit ve Ölüm

Yiğit, ölüme gülerek gidebilendir.

Hemen her insanın en önemle üzerinde durduğu bir konu, ölümdür. İnsan, fıtri olarak ölümden korkar, onu sevimsiz bulur. Ama Kur’anî perspektiften baktığımızda hayat da hoştur, devamında ahiretin geleceği ölüm de hoştur. Bu dünyada bu ikisinin bize verilmesi denenmemiz, sınanmamız, iyilerin ve kötülerin açığa çıkması, derunumuzda dercedilen kabiliyetlerin tezahürü gibi hikmetler içindir. Hayatın ve ölümün muammasını keşfedebilenler için ölüm, köyden İstanbul’a göç etmek gibi bir olaydır.

Müslümanları, düşmanlarına üstün kılan en mühim esaslardan biri “ölürsem şehidim, kalırsam gazi…” inancıdır. Bu durum, ayette “iki güzelden biri” şeklinde ifade edilmiştir.1 Yani, mü’min için savaşta iki güzel neticeden biri vardır: Ya galip gelecek, ya şehit olacaktır.

Halid Bin Velid’in İran komutanına söylediği şu sözler, şehitlik kavramının Müslümanlara neler kazandırdığını gösteren güzel bir misaldir:

“Sizin, hayat ve şarabı sevdiğiniz kadar, ölümü seven bir orduyla size geldim.”2

1 Tevbe, 52

2 Abdülhafiz Abdürabbih, Felsefetu’l-Cihad fi’l-İslam, s. 387

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir