Yiğit, ecelinden korkmaz,
imansız gitmekten korkar.
Ecel, ölüm vaktidir. Bu, her insanın derinden derine bir meselesidir. Bu meselede şu Kur’anî gerçeği unutmamak gerekir:
“Onların ecelleri geldiğinde, bir an geri kalmazlar, öne de geçmezler.”1
Yani “ecel birdir, değişmez!” Savaşta ön cephede olanla, arka cephedeki insan ölüme aynı uzaklıktadır. Hatta cephede olanla, evinde istirahat eden arasında ölüme uzaklık yakınlık farkı yoktur. Niceleri vardır, pek çok savaşa girer, yatağında vefat eder. Niceleri de vardır, ilk defa savaşa katılır, hayatını kaybeder.
Halid Bin Velîd’in durumu, buna güzel bir örnektir. Yatağında ömrünün son dakikalarını geçirirken, etrafındakilere şöyle der:
“Şu kadar savaşa katıldım. Vücudumda ok-mızrak yarası veya bir darbe izi olmayan hiçbir uzvum yok. Ama gördüğünüz gibi, yatağımda vefat ediyorum. Korkakların kulakları çınlasın!”2
1 A’raf, 34; Yunus, 49; Nahl, 61
2 İbn Kesîr, Tefsiru’l- Kur’ani’l- Azim, I, 441
