Yiğit, kendinin ve başkalarının
namusunu korumayı dert edinendir.
Şu dünya bir imtihan salonudur. Her insan, kendisine verilen ömür sermayesi ve hayatta karşılaştığı durumlarla inceden inceye imtihan edilmektedir. Yiğit kişi, bu imtihan çerçevesinde başkasının ırz ve namusuna göz dikmeyi hayalinden bile geçirmez. Ayrıca, çevresindeki, mahallesindeki kimselerin ırz ve namusunu korumayı kendisine bir görev bilir. O, bir namus bekçisidir. “Eline, beline, diline” sahip çıktığı gibi, başkalarının da öyle yaşamasını ister.
Medyaya yansıyan namus ihlallerini duydukça derinden derine üzülür, bir şey yapamamanın ızdırabını çeker. Irz ve namus meselelerinin âdeta alaya alındığı magazin proğramlarından rahatsızlık duyar, bunları izleyerek vaktini zayi etmez. Bilir ki, hayat böyle seviyesiz şeylerle vakit kaybetmeyecek kadar kıymetlidir.
