ÖNSÖZ

İnsan hayatının en renkli bir bölümü, gençlik dönemidir. Bu dönemde insanın kanı, canı, hisleri ve hareketleri daha ziyade galeyan halinde olduğundan, bu dönemdeki insanlara “delikanlı” denir.

Bu dönem, senenin ilkbahar mevsimine benzer; henüz meyveleri yoktur, ama meyvelerin alt yapısı bu mevsimde meydana gelir.

Bu dönem, asude bir bahar misali çok güzel geçebilir. “Gençlik döneminin kuvvet ve enerjisini ilimde, faydalı çalışmalarda değerlendirmek, gelecek için güzel planlar yapmak, her gün daha ileriye ve daha iyiye gitmek” şeklinde çok güzel görünümler olur. Tarih, bu dönemi verimli geçiren insanların örnek hayatlarıyla doludur. Tarih bu insanlardan iftiharla bahseder. Menfiler ise, unutulup gitmişlerdir.

İşte, Hz. Ali, büyük İslamî hizmetleri yaptığında henüz bir delikanlıydı.

Medine’nin Müslüman olmasının temelini atan Mus’ab Bin Umeyr, bu dönemde ömrünün baharını yaşıyordu.

Peygamber efendimizin vefatından hemen önce Bizans’a gönderdiği ordunun komutanı, Üsame Bin Zeyd, henüz yirmisindeydi.

Tarihte yeni bir çağ açan Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethettiğinde daha yirmi iki yaşındaydı…

Öte yandan, bu dönemin hayli tehlikeleri de vardır. Delikanlı, akıldan ziyade hisleriyle hareket eder. Bunun sonucu olarak çok taşkınlıklar yapabilir, psikolojik bunalımlara girebilir, kötü yollara düşebilir. Bu, açan bahar çiçeklerinin ayaza maruz kalmasına benzer. Bu tür gençlerde:

-Dalgalara terk edilmiş rotasız ve pusulasız bir sandal misali gayesizlik,

-Kendini içkiye ve uyuşturucuya kaptırmak,

-Kendini ifade edememek, toplumdan uzak kalmayı istemek gibi sıkıntılı haller görülür.

Gerek çok güzel geçmesi, gerekse problemli olması gencin tercihleriyle alakalıdır. Çünkü insan hür bir varlıktır, kendisine sunulan ömür sermayesi boyunca, devamlı tercihlerde bulunur.

Derler ki: “Ömrün yarısı boşa geçer, yarısı da boşa geçen ömre ah vah etmekle geçer.” Gerçi her insanın hayatı böyle değildir, ama bu hükmün çoğu insan için doğru olduğu da bir gerçektir. “Ahh, gençliğim geri gelse de onu iyi bir şekilde değerlendirsem” diyenlerin sayısı hiç de az değildir.

Biz bu çalışmamızda bir gencin hayatına yön verecek, onu yüce ideallerin sahibi yapacak, müsbet heyecanlarla coşturacak, yerinde durmayıp hizmete koşturacak bazı esasları sunmaya çalıştık. Kitabın ismini her ne kadar “Delikanlı” koymuşsak ta, genç kızlar da rahatlıkla okuyabilir, yaş itibarıyla “ömrün son baharında” olup kendini ruhen genç hisseden ak saçlı delikanlılar da…

Bir sohbet meclisinde yaşlı bir zata kaç yaşında olduğunu sormuştum.

Yetmiş beş yaşındayım” dedi.

Dedim: “Maşaallah, delikanlı gibisiniz.”

Dedi: “Gibisi fazla, delikanlıyım.”

Hisler güzel olursa, fikirler istikametli olur.” Bu kitap, okuyucularında “milletini sevmek, yüce idealler taşımak..” gibi güzel hisler uyandıracak; “geçmişiyle iftihar etmek, bugünü ve yarını için gayret göstermek..” gibi istikametli fikirler meydana getirecek esaslarla doludur. Bu esaslar, “delikanlılıktan yiğitliğe geçişe” vesile olabilecek kuvvet ve yeterliliktedir.

Çalışmamız dört bölümden meydana gelmiştir:

1. Bölüm: Yiğitliğin ne olduğu hususunda gözden kaçan bazı önemli noktaları ele alır.

2. Bölüm: Bazı yiğitlik örneklerini anlatır.

3. Bölüm: Çalışmamızın temelini meydana getiren bu bölüm, yiğidin dünyasını tasvir eder.

4. Bölüm: Yiğitliği besleyen bazı sihirli sözlere yer verir.

Ümidimiz, gözbebeğimiz, geleceğimiz olan gençlerimize faydalı olması dileğiyle…

Şadi Eren

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir