Bir delikanlıyı yiğitleştiren, sıradan biri olmaktan kurtarıp abideleştiren değerler vardır: İman, ibadet, milleti için gayret, gerekirse dini için şehadet gibi…
Delikanlı, bunlarla iç içe yaşadıkça, benliğini güzel hisler doldurur, fikri hayırlı işlere çalışır. Böyle biri, başta kendisine olmak üzere, yakın ve uzak çevresine, hatta topyekûn insanlığa faydalı olur. Aşırılıklardan uzak dosdoğru bir hayat yaşar. Gençliğin o zor ve tehlikeli dönemini selametle geçirince, geri kalan ömrünü çok daha rahat bir şekilde değerlendirir. Ecel gelip dünya günlerini tamamladığında, “eyvah” demeden tam bir gönül huzuruyla diğer âleme geçiş yapar. Böylece “ebedi bir gençlik” kazanmış olur.
Yiğidin dünyasını ele aldığımız bu çalışmanın sonunda, muhatabımız ve geleceğimiz olan gençlerimizle şu manaları paylaşmak istiyorum:
Ey ömrünün baharındaki delikanlı! Ey kahraman ecdadın evladı!
Unutma: İnsan anasından yiğit doğmaz, zamanla yiğit olur.
Her şeyden önce, önce Allaha, sonra kendine güven! “Benden adam olmaz” deme! Senden çok iyi bir dava adamı olacağına tereddütsüz inan.
Yüce mefkûreler sahibi ol, ulvi idealler taşı! Basit hedeflere takılıp kalarak sıradan biri olma! Büyüklenme, ama büyük ol!
Kendin için değil, başkaları için yaşa!
Şunu asla unutma: Kendini aşamayan etrafına taşamaz.
Düşenin dostu ol, elinden tut ve kaldır!
Kötünün değil, kötülüğün düşmanı ol, kötülüğe düşmüş olanları kurtarmaya çalış!
Davanda samimi ol! “Ölmek var, dönmek yok!” prensibiyle hareket et!
Nefsine ve menfaatine değil, hakka ve hakikate tabi ol!
Gücünü, bilek kuvvetinden değil, imanından al! Kontrolsüz gücün problem çözücü değil, problem getirici olduğunu unutma!
Hak yolda yalnız da olsa ilerle!
Karşına Dakyanus’lar çıktığında, onların karşısında eğilme, bükülme! Erkekçesine karşılarına çık, hak ve hakikati haykır!
Tezellüle tenezzül etme! Diklenme, ama dik dur!
Ölümden korkma, kötü ölmekten kork! Mukaddes değerler uğrunda gerekirse can vermeyi canına minnet bil!
Zor şartlara aldırma, engellere takılma! Engellerin takılmak için değil, aşılmak için olduğunu unutma!
Hedefe ilerlerken “tatlı bir çile” süreci yaşayacaksın, bundan korkma ve telaşlanma. Zira çile, ham ruhları olgunlaştırır, insana “iyi bir kıvam” kazandırır.
“İleri, hep ileri! Durmak kalmaktır geri” prensibiyle hareket et!
Tarih senin köklerindir, köklerinden beslen, geçmişini inkâr etme! Şanlı ecdadına layık kahraman bir evlat ol! Tarihini iyi oku, sonra da tarih yaz!
Fatih, İstanbul’u fethetti, sen de “gönüller Fatihi” ol!
Dünya nefse hoş gelir, onun zahiri şaşaasına aldanma. Onu “ahirete bir tarla” olarak değerlendir.
Gönül meselelerinde dikkatli ol, harama düşme! Haram lezzetler “zehirli bala” benzer, önce tatlı gelir, ama ardından ömür boyu kıvrandırır.
Başkasının namusuna göz dikme, kendinin ve başkalarının namusuna da göz diktirme! Bir “namus muhafızı” olarak yaşa!
Başkalarına karşı toleranslı, ama nefsine karşı tavizsiz ol! Hasmına ceza verebilecek durumda iken affetmesini bil! Gerçi zordur, ama öfkene hâkim ol! Zaten asıl önemli olan da zoru başarmaktır. Kolay olsaydı herkes yapardı…
Allah’a samimi bir kul, Peygambere layık bir ümmet, Kur’an’a sadık bir talebe ol!
Günahlardan uzak tertemiz bir hayat yaşa! Başkalarının da temiz olması için gayret göster. Her türlü şirkin kökünü kesmeyi, Allah’ın dinini cihana hâkim kılmayı hayatının gayesi ve neticesi bil.
Allah niyetini halis, himmetini âlî, sa’yini meşkûr, şevk ve gayretini daim, hizmetlerini makbul eylesin. Daima yar ve yardımcın olsun…
