FARKLI MEZHEPLERİN RAHMET OLUŞU

İslam Dini mensuplarının zamanla farklı mezheplere bölünmesi, pek çok kişi tarafından zor anlaşılır bir meseledir. Zira Kur’an’ın pek çok ayeti Müslümanları ihtilaftan, ayrılıktan menetmiştir. Mesela şu ayetlere bakalım:

(Ey iman edenler) Hepiniz toptan Allah’ın ipine sarılın ve ayrılığa düşmeyin…”1

“Mü’minler ancak kardeştirler…”2

“Dinlerini ayrı ayrı fırkalara bölüp de, parçalananlara gelince: Senin onlarla hiçbir alakan yoktur…”3

“Dinlerini ayrı ayrı fırkalara bölen ve gruplar haline gelip, her bir grup kendilerinde olanla öğünen müşrikler gibi olmayın.”4

“Dini doğru tutun ve onda tefrikaya düşmeyin!”5

(Ey iman edenler!) Kendilerine apaçık beyanat geldikten sonra, bölünen ve ihtilafa düşenler gibi olmayın. “6

Bu ayetlerde yasaklanan ihtilaf ve ayrılık, dinin füruatıyla değil usulüyle ilgilidir.7 Mesela namaz için abdest dinin esasından, abdestte tertip dinin füruatından bir meseledir.

Akaid konularında ihtilaf bir şerdir, fıkhi konularda ihtilaf ise hayırdır.8 “Ümetimin ihtilafı rahmettir”9 hadisi fıkhi ihtilaflar noktasında değerlendirilmiştir.10 Her ne kadar bunun hadis olmadığını iddia eden ve “şayet ihtilaf rahmetse, ittifakın bir azap olması gerekir” diyenler olmuşsa da,11 ulema üstteki hadisi sahih bir mananın tercümanı olarak kabul etmişlerdir.

Dinde ihtilaf üç kısımdır:

1-Allah’ın varlığında ve birliğinde ihtilaf. Bu ihtilaf küfürdür.

2-Allah’ın sıfatları ve meşietinde ihtilaf. Bunlarda ihtilaf bid’attır.

3-Muhtelif vecihlere ihtimalli olan füruatta ihtilaf. Bu ise ümmete bir rahmettir. Hadisten murat da budur.12

Fıkhî ihtilaflar asılda değil, füru’dadır. Bu ise bir tahyir ve tevsi’dir. Keza, bir tahfiftir.13 Yani bir genişlik, bir hafifliktir. Mükellef kişi, bu farklı fetvalardan biriyle amel edebilir.

Allah dileseydi Kitabını te’vile ve yoruma ihtiyaç kalmayacak bir şekilde indirirdi. Fakat o zaman imtihan olmazdı. İnsanların dereceleri ortaya çıkmazdı. Kimin basiretli kimin aciz, kimin alim kimin cahil olduğu bilinmezdi.14

Hayreddin Karaman fıkhi farklılıkların iki faydasına dikkat çeker:

1-Bunlar sayesinde İslam Hukuku bir kurum ve müessese olarak gelişmiş, zenginleşmiştir.

2-Devlet ve ferdin karşısında tek yol ve tek çözüm yerine -duruma göre alınıp uygulanabilecek- alternatifler oluşmuştur.15

Mesela, “kadına el değince abdestin bozulması” şeklindeki İmam-ı Şafii’nin içtihadı, günümüz şartlarında hac ibadeti esnasında çok sıkıntıya sebebiyet verir. Zira tavafın abdestli olarak yapılması lazımdır. Milyonlarca insanın toplandığı o kalabalıkta bu içtihadî hükmün uygulanması âdeta imkânsız olduğundan, mezhep mensupları diğer mezhepleri takliden tavaf yapmaktadır.

Keza, bir mezhebe göre boşanmayı gerektiren bir durumda, karı- koca isterlerse bir başka mezhebin içtihadına göre evliliklerini devam ettirebilirler.

İmam-ı Şarani, mezhep imamlarının farklı içtihatlarını ruhsat ve azimet açısından değerlendirir. Dine muhatap olan insanlar bedenen ve imanen ya güçlü veya zayıftırlar. Din, güçlü olanlara azimet, zayıf olanlara ise ruhsatla hükmeder.16 Mesela, ezanın abdestli okunmasıyla ilgili rivayet azimeti, abdestsiz okunabileceği şeklindeki rivayet ise ruhsatı bildirir.17 Şarani’nin Mizan’ıyla tarttığımızda, mezhepler arasındaki ihtilafların şekilde bir ihtilaf olduğu görülecektir.

Ömer Bin Abdülaziz, sahabenin ihtilafı hakkında şöyle der: “Hz. Peygamberin ashabı ihtilaf etmeselerdi bu beni sevindirmezdi. Çünkü onlar ihtilaf etmeseler ruhsat olmazdı.”18

Abbasi halifesi Harun Reşid, İmam-ı Malik’e “Senin kitaplarını yazdıralım, âlem-i İslam’ın her tarafına dağıtalım. Ümmeti bunlara sevkedelim” teklifinde bulunur. İmam-ı Malik şu cevabı verir: “Ya emire’l- mü’minin, ulemanın ihtilafı Allahtan bu ümmete rahmettir. Her biri kendi nazarında sahih olana tabi olur. Hepsi hidayet üzeredir ve hepsi Allah’ın rızasını ister.”19

“Bu olay gösteriyor ki, bir tek şahıs İslam’da yegâne otorite olarak görülmez. Yani o, papa gibi dinin yanılmaz biricik temsilcisi değildir.”20

İslam bünyesindeki farklı mezheplerin görünümü böyle iken, bir kısım insanlar bu farklılığı tenkit etmek cihetine gitmişlerdir. Hâlbuki insanlık âlemine baksalar her din ve sistemde zamanla farklı yorumların ortaya çıktığını göreceklerdir. Üstelik bu farklılıklar, genelde çok keskin hatlarla kendini hissettirmektedir. Mesela, Hristiyanlıktaki mezhepler âdeta farklı birer din haline gelmiştir. Sosyalizmin yorumu Çin’de ve Rusya’da aynı değildir. Laiklik kavramı bizde ve Avrupa’da çok farklı şekillerde yorumlanmakta ve uygulanmaktadır.

Bütün bu durumlar, ihtilafın beşeri bir zaruret olduğunu ortaya koyar. Yani, ihtilaf insanın tabiatında vardır ve bu tabiat insana hükmedecektir.

Kur’an-ı Kerim ilahi dinlerdeki farklı görünümleri nazara verir. Mesela şu ayete bakalım:

(Ey Peygamber) Sana da bihakkın önceki Kitapları tasdik eden ve onlar üzerine müheymin olan Kitabı indirdik. Artık onların arasında Allah’ın indirdiğiyle hükmet ve hak sana geldikten sonra onların hevalarına uyma! Biz sizin her birinize bir şeriat ve bir yol tayin ettik. Allah dileseydi hepinizi bir tek ümmet yapardı. Lakin Allah verdikleriyle sizi deniyor. O halde hayırlı işlerde birbirinizle yarışınız. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O, ihtilaf etmekte olduğunuz şeyleri size haber verecektir.”21

Allah’ın her ümmete farklı bir şeriat göndermesi, tevhid gibi itikadi konularda değil, fıkhi ihtilaflar şeklinde açıklanmıştır.22

Hz. İsa, Kur’anın haber verdiği üzere, kavmine şöyle der:

“…Benden önceki Tevrat’ı tasdik edici ve size haram kılınan bazı şeyleri helal kılmak üzere geldim…”23

Görülüyor ki, her peygamber önceki peygamberleri yalanlamak için değil, tasdik için gönderilmiştir. Fakat mevsimlere göre insanların gıda ve elbiselerinin değişmesi gibi, devirlere göre fıkhî hükümlerde farklılık olabilmektedir. İşte Hz. İsa, Hz. Musa’nın şeriatına nisbetle daha hafif hükümler ihtiva eden bir dinle gönderilmiştir.24

“Yaptıkları zulüm ve Allah yolundan insanları çevirmeleri sebebiyle, daha önce helal kılınmış bazı temiz şeyleri o Yahudilere haram kıldık”25 ayeti, Cumartesi çalışma yasağı, deve etinin haram kılınması gibi…26 Yahudilere yönelik bazı arizi haramların varlığını bildirir. Hz. İsa’nın gönderilmesiyle bu arizi haramlar kaldırılmıştır.27

1Âl-i İmran, 103

2Hucurat, 10

3En’am, 159

4Rum, 31-32

5Şura, 13

6Âl-i İmran, 105

7 Abdülvehhab Şarani, Mizanu’l – Kübra, Mustafa El- Bani Matb. 1. baskı. Kahire, 1940, I, 7 ve 25; Râzî, XII, 12; Kurtubi, VI, 137; Alûsî, XXV, 21; Ebu Zehra, I, 10 ve II, 57

8Ebu Zehra, I, 11

9Aclûnî, I, 64- 66

10Şarani, I, 7 ve 25; İbn Abidin, Reddü’l- Muhtar ale’d- Dürri’l – Muhtar, Daru İhyai’t- Türasi’l- Arabi, ts., I, 46-47

11İbn Hazm, el-İhkam, II, 61; Aclûnî, I, 65

12Aclûnî, I, 65. Hattabi’nin “Fi Ğaribi’l- Hadis” eserinden naklen.

13Yemeni, II, 793-794

14Yemeni, II, 793-794

15 Hayrettin Karaman, İslamın Işığında Günün Meseleleri, Nesil Yay. 1988, II, 686 ve 716

16Şarani, I, 3-4

17Şarani, I, 84

18İbn Abidin, I, 47; Aclûnî, I, 65

19Şarani, I, 41; Aclûnî, I, 66; İbn Abidin, I, 47

20 Hüseyin Atay, Abdülvahhab Hallaf’tan tercüme ettiği “İslam Hukuk Felsefesine Giriş” isimli eserin “Giriş” bölümü, AÜİF. Yay, Ankara, 1985, s. 19

21Maide, 48

22Râzî, XII, 12; Kurtubi, VI, 137; Alûsî, XXV, 21

23Âl-i İmran, 50

24Süyuti, Dürrü’l- Mensur, II, 62

25Nisa, 160

26Beydâvî, I, 161; Ebu’s-Suud, II, 40

27Râzî, VIII, 59

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir