Tesadüf

Hikmetle yazılmış bir kitap olan şu kâinatta, tesadüfe tesadüf edilemez.

Tesadüf, sırları müşahededen gafil olan cahilin nazarındadır. Hikmette tesadüf yoktur. Hakîm-i Mutlak’ın her ihtiyarında tercih ettirici bir hikmet vardır.” (I, 122)

Yâni, bir kısım şeyler ve bazı olaylar bazı insanlara tesadüf gibi gelebilir. Hâlbuki bunlar, doğrudan doğruya İlâhî hikmetin bir neticesidir. Devamlı gelişen ve her şeydeki mükemmelliği ortaya koyan fen bilimleri, tesadüfün olmadığına en büyük delillerdir. Hamdi Yazır’ın ifadesiyle:

Tesadüf, hakikatte ve ilme nazaran değil, sebebini bilmeyen cehle nazarandır. Tesadüf teorisi, daima bir cehil teorisidir.” (II, 922)

Hakikatte tesadüf yoktur, Rabbü’l- âleminin tasarrufu vardır.” (IV, 2802)

Bir zerre bile, O’nun emri olmadan dönmez. Bir yaprak bile O’nun ilmi haricinde düşmez.

Tesadüf perdesini aşabilenler her şeyde Allah’ın tasarrufunu müşahede ederler. O zaman kâinat onların nazarında, “bir taraftan harfleri veya satırları silinip diğer taraftan yazılan” mânâ dolu bir kitap hâlini alır.” (IV, 3003)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir