Şeytan

Allah’a giden yolda şeytan en büyük bir engeldir. Cenâb-ı Hak, Hz. Âdem’i yarattığında meleklerle yarıştırır. Hz. Âdem, Allah’ın talimiyle meleklerin bilmediklerini bilir ve üstün gelir. Bunun üzerine Cenâb-ı Hak meleklere “Âdem için secde edin” emrini verir. (Bakara, 34) Bütün melekler secde ederler.

Bu olayla alâkalı olarak Hamdi Yazır şöyle der:

Bu secde fiili bir biattır. Âdem’e tekrim olmakla beraber, bizzat Allahu Teâlâ’ya bir ibâdettir.” (I, 319)

Bu secde emri, Hz. Âdem’in şahsına mahsus değil, zürriyeti de dâhil olmak üzere, nev’ine ait bir şeref ve imtiyazdır.” (III, 2129)

Cin taifesinden olan (Kehf, 50) ve melekler arasında bulunan İblis ise, Âdem’e secde etmez. “Ben ondan daha hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu topraktan” diyerek istidlâlde bulunmaya kalkışır. (A’raf, 12)

Bu âyetle ilgili olarak Hamdi Yazır şu noktalara temas eder:

İblisin bu dâvâ ve istidlâldeki başlıca hata ve galatları:

1-Suale karşı vaziyet ve vazifesini takdir edemeyip, itiraf ve itizar yerine, itiraz ve tahtieye kalkışması. (Yâni, Cenab-ı Hakk’ın “emrettiğim halde secde etmene mâni olan nedir?” (A’raf, 12) sorusu karşısında, “Yâ Rabbi, bir kusur ettim, beni affet” deyip özür beyan etmesi gerekirken, itiraz edip -haşa- Allah’ı hatalı göstermeye çalışması.)

2-Mevrid-i nass’da kıyas ve ictihada kıyamı. (Yâni, hakkında İlahî hüküm bildirilmiş bir meselede kıyas ve içtihat yapılamayacağı halde, yapmaya kalkışması.)

3-“Beni ateşten yarattın, onu topraktan” demesi doğru olmakla beraber, bundan “ben ondan daha hayırlıyım” neticesini çıkarması.” (III, 2132-2133)

İblis, yalnız madde ve unsura ittiba etmek istemiş. Âdem’de toprak, kendisinde ateşten başka bir mahiyet görmemiş ve diriden ölü, ölüden diri yaratan ve eşyanın özellik ve meziyetlerini hazine-i kereminden bahşeyleyen Hâlık Teâlâ’yı maddeye mahkûm gibi farz eylemiştir… Bundan anlaşılır ki, âlim geçinenlerin birçoğunda görülen maddeye kasr-ı nazar mesleği, İblis mesleğindendir.” (III, 2133)

İblisin kendi yaratılış maddesinden hareketle, “ben daha hayırlıyım” neticesine varması, büyük bir hakikati nazara almamaktır. Şöyle ki:

Sebepleri yaratan Allah’a sebep ile istihkak dâvâsı mânâsız olur. Asıl ve gerçek sebep, ancak onun iradesidir. Hikmet de onun lâzımıdır.” (I, 317)

Bununla beraber, ateş ve toprak mukayese edilirse, karşımıza çıkan tablo şudur:

Bunlar gerçekte yaratılış noktasından bakıldığında, ikisi de mahlûktur ve Yaratıcının hükmüne mahkûmdur. Özellik olarak bakıldığında ise, toprağın özellikleri ateşin özelliklerinden daha cemiyetli ve daha kemallidir.

Hele ahlâkî bir temsille mülâhaza edildiği zaman, ateşin hiffetine, hiddet ve şiddetine, telâş ve ızdırabına, tekebbür ve yükselme meyline karşı; toprağın vakar ve sekineti, sabr u metanet ve sebatı, hilm u hayâ ve semahatı, ıstıfa ve tekâmül kabiliyeti ne kadar yüksektir!” (III, 2133)

Hamdi Yazır, İblisin bu tavrıyla ilgili olarak şu ince noktalara da dikkat çeker:

Tekebbür, küçüklüktür. Büyüyecek olan büyüklenmez. Büyüklenen behemehâl küçülür, alçalır, rezil olur.

Eşyanın bütün özellikleri mücerred bir ihsan-ı ilâhîdir.” (III, 2134)

İblis Âdem’le imtihan edilmiş. Âdem’in oğulları ise İblisle imtihan ediliyor.” (III, 2138)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir