Muharref Tevrat’a göre, Nuh Tufanı bütün dünyayı içine alan bir olaydır. Halkımızın çoğunda da nedense böyle bir kanaat hâkimdir. Hâlbuki Kur’an âyetlerine baktığımızda bu kanaatin yanlış olduğunu görürüz. Şöyle ki:
“Biz Nuh’u kavmine bir peygamber olarak gönderdik” (Nuh, 1) âyetinin bildirdiği gibi, “Hz. Nuh bütün beşeriyetin değil, belli bir kavmin peygamberidir. Dolayısıyla Nuh Tufanı’nın bütün beşeriyeti istilâsı lâzım değildir.” (VII, 5368)
Hz. Nuh dönemiyle ilgili bir başka yanlış kanaat, bugünkü insanlığın Nuh’un üç oğlundan geldiği meselesidir. Nuh’un gemisine binenlerin selâmete erdiğini anlatan âyette şöyle denilir:
“Ey Nuh! Bizden sana ve beraberindeki kimselerden birçok ümmetlere bir selâm ve bereketlerle gemiden in…” (Hud, 48)
Hamdi Yazır, âyetin yorumunda şunları söyler:
“Bu ayet eski tarihlerde şayi’ olan bir meseleyi tavzih ve tashih ediyor. Demek olur ki, tufandan sonraki insanlar yalnız Hz. Nuh’un üç oğlunun sülâlesinden ibaret değildir. Hz. Nuh’un maiyetinde bulunan mü’minlerin sülâleleri de berekâta mazhar olmuşlardır.” (IV, 2785)
