Mirac, Hz. Peygamberin ulvî âlemlere yükseltilmesi, kendisine cennet ve cehennemin gösterilmesi, Cenâb-ı Hakk’ın rü’yetine ve kelâmına mazhar kılınmasıdır. Yerde gezen karıncaların, gökte uçan kuşların âlemini idrak edememesi gibi, beşer aklının bu fevkalâde olayı tam idraki elbette mümkün değildir. Nitekim bazı ehl-i iman bunu anlamakta zorlandıklarından, “mirac uykuda görülen bir rüyadır” te’vilini yapmışlardır. Hamdi Yazır bu konuda şöyle der:
“Miracın uykuda cereyan eden bir rüya olduğunu zannedenler olmuşsa da bu doğru değildir. Çünkü uykudaki rüyada şuraya buraya gitmek, semâvâta çıkmak herkeste vâki olabilir. Ve bedihidir ki, böyle bir rüya gördüğünü söyleyen kimseye karşı inkâr ile hücum edilmez. Eğer mîrac uykuda bir rüyadan ibaret olsaydı, onun bir fitne yapılmasının mânâsı olmazdı.” (V, 3186)
Hz. Peygamberin cinleri görüp görmemesi meselesini de bu meyanda hatırlayabiliriz. Bu konuda farklı rivayet ve görüşler vardır. Hamdi Yazır meseleye şöyle bakar:
“Cebrail’i gören ve hatta İbnu Abbas’ın kavlince, miracda Rabbini göre Rasulûllahın cinleri, şeytanları hiç görmemiş olması mânâsız olur.” (VIII, 5394)
