Kalp, insan hayatında bir merkezdir. “Allah, daraltır ve genişletir” (Bakara, 245) âyetinin açıklamasında Hamdi Yazır şöyle der:
“Cismani kalp, bedendeki sinir ve damar ağına sahip olduğu gibi, ruhanî kalp de böyle bir fiil-infial şebekesidir. Cismanî kalp, ardı ardına hareketleriyle nasıl bir daralma ve genişleme münavebesi yapıyor ve cismanî hayat bu daralma ve genişleme ile devam ediyorsa; ruhanî kalp de devamlı manevî çevrilme içinde bir daralma ve genişleme münavebesi yapar.” (II, 927)
Görülüyor ki, beden için cismanî kalp ne ise; ruh için manevî kalp odur. Hem maddi, hem manevi hayat böyle bir daralma ve genişleme, bir kabz ve bast ile devam edip gitmektedir.
Basar ve basiret aynı kökten gelen iki kelimedir. Hamdi Yazır bunların ayrımını şöyle yapar:
“Göze nisbetle basar ne ise, kalbe nisbetle basiret de odur.” (III, 2018)
Maddî gözü arızalı olanlar eşyayı göremez. Kalp gözü kapalı olanlar da, eşyanın hakikatini…
Gönül ve kalp birbiri yerine kullanılabilen iki kelimedir. Bunların da aralarında şöyle bir fark vardır:
“Gönül, şuur âlemimizin bir seması… kalp, vicdanın merkezidir.” (VII, 5167)
Hamdi Yazır, “Allah, bir adamın göğsünde iki kalp yaratmamıştır” (Ahzab, 4) âyetinin izahında kalple ilgili şunları söyler:
“Hiçbir kimse kalbinde bire iki demez. Hakkın birliğinin şahidi olan bu kalp ve vicdan birliği, her duygunun ve her bilginin en esaslı kanunudur. Mantığın tesaduk ve tenakuz (uyum ve çelişki) kanunları bunun fer’idir. Bu olmasa idi, insan kendini tanıyamazdı.” (VI, 3869)
Mantığın tesaduk kanunu, A=A şeklinde gösterilir. “Bir şey ne ise odur” şeklinde ifade edilir. Tenakuz kanunu ise A’nın A olmadığını söylemenin bir çelişki olmasıyla alakalıdır.
