Kadının Şahitliği

Borçlanmayla ilgili hükümlerin yer aldığı “müdayene” âyetinde iki şahit huzurunda borcun yazılması esası getirilir. Ayetin devamı şöyledir: “…Şayet iki şahit bulunmazsa, o zaman doğruluğuna emin olduğunuz şahitlerden bir erkekle iki kadın şahitlik yapsın. Tâ ki, biri unutursa diğeri hatırlasın.” (Bakara, 282)

Din düşmanları, böyle bir şahitlikte iki kadının şahitliğinin bir erkeğe bedel tutulmasını, kadının onurunu zedeleyici bir durum gibi değerlendirmişler ve âyete ilişmek istemişlerdir. Hâlbuki:

-Genel bir suretle mülâhaza edildiği zaman, erkeklere nispetle kadınlarda zabt kuvveti noksan ve unutma ihtimali galiptir. Böyle olmayanları bulunabilirse de, itibar cinse ve ekseredir.

-Kadınlık fıtratında hassasiyet galiptir. Hassasiyetin galip olması, çokça tesir altında kalmayı gerekli kılar. Çokça tesir altında kalmak ise, unutma sebeplerindendir. Zabt ve hıfz işi, sadece bir zekâ meselesi değildir.

-Kadında enfüsiyet galiptir. Âfâkî olaylar onu ikinci derecede alâkadar eder.

-Kadında haya ve hicap galiptir ve galip olmalıdır.” (II, 982-983)

İşte, bunlar gibi hikmetlerden dolayı, bu tür şahitliklerde iki kadının şahitliği, bir erkeğin şahitliğine bedel tutulmuştur. Yoksa -sözgelimi- kadınlar arasında meydana gelen bir olayda sadece kadınların şahitliği yeterlidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir