Günümüzün aktüel konularından birisi, kadın erkek eşitliği meselesidir. Hamdi Yazır, bu konuda şu tespitte bulunur:
“Kadınla erkek fıtraten mütevafit ve mütekabilen mütefadıldır.” (II, 1349)
Yani, kadın ve erkek yaratılış olarak farklıdırlar. Her ikisi karşılıklı üstünlüklere sahiptirler. “Kadın mı üstündür, yoksa erkek mi?” şeklindeki sorunun cevabı, ne erkektir, ne de kadın. Her birinin fıtratında, diğerine bazı üstünlükler vardır. Meselâ, kadınlar şefkat kahramanıdırlar. Erkekler ise, daha tedbirli, daha güçlü-kuvvetlidirler. “Erkekler, kadınlar üzerinde kavvamdırlar (idarecidirler)” (Nisa, 34) ayeti, erkeğin bu üstünlüğünü bildirir. Bu noktadan, İslâmiyet’te aile reisi erkektir.
Hamdi Yazır üstteki ayetle ilgili şöyle der:
“Erkekler, özellikle racul olan tam erkekler, kadınlar üzerinde kavvamdırlar. Onların üstlerinde dururlar, işlerine bakarlar. Dikkatle gözetir, muhafaza ederler. Kâhyaları, idarecileri, muhafızları, veliyyül-emirleridirler.
Ayette geçen ‘kavvam’ tabiri, erkeğin kadına hâkimiyetini ve rastgele bir hâkimiyet değil, ‘Kavmin efendisi, onlara hizmet edendir’ mazmunu üzere, hizmetkârlıkla karışık bir hâkimiyeti ifade eder.” (II, 1348)
Kadın kendi tabiatına göre hareket etmeli, erkek de kendi fıtratına göre yaşamalıdır. “Kadına haklar kazandıracağız” diye yola çıkıp onu erkekleştirmeye çalışmak, kadına hizmet değildir. Hamdi Yazır’ın ifadesiyle, “kadının fıtratı ve nev’inin kemali erkeğe mütekabil olduğundan, erkekleşmek kadın için bir züldür.” (II, 983)
