III. BÖLÜM: İNSAN, Tâlim-i Esma

Tâlim-i esma, ilk insan olan Hz. Âdem’e eşyanın isimlerinin öğretilmesidir. Hz. Âdem, bu mûcizeyle meleklere üstün gelmiş, yeryüzüne halife olarak gönderilmiştir. (Bakara, 31)

Hamdi Yazır, tâlim-i esma meselesinde şu ince noktaya dikkat çeker:

Hz. Âdem’e bütün isimlerin tâlimi, eşyanın bütün hakikatlerinin öğretilmesi demek değildir. Tâlim-i esma, Allah’ın ilmine nazaran az bir ilimden ibarettir.” (V, 3204)

Mesela demir çok önemli bir elementtir. Hayvanlar bunu görseler bile ona “demir” şeklinde isim veremezler. Ayrıca onun neye yaradığını da bilemezler. İnsan ise, kendine verilen akıl gibi kabiliyetlerle eşyaya hem isim verir, hem de bu eşyanın neye yaradığını araştırıp öğrenir.

Öyle anlaşılıyor ki Hz. Adem Allah’ın ona öğretmesiyle eşyanın isimlerini bilmiş, ama işin ayrıntıları zamana bırakılmıştır.

Hz. Âdem’e mücmel olarak tâlim edilen esma, onun evlâdında ilimler, fenler şeklinde kendini göstermektedir. Âdemoğlu, ilimler ve fenler penceresinden eşyanın hakikatine nüfuz etmeye çalışmakta, eşyada tecelli eden İlâhî isimleri görmeye gayret etmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir