Hemen her Müslüman, işlerine “Bismillah” ile başlar. Bismillah, “Allah’ın adıyla” demektir.
“Allah’ın adıyla” derken misafiri uğurlarken “Selametle” deyişimiz gibi mahzuf bir fiil takdiri vardır. Yani “selametle” dediğimizde “Selametle git” manâsı kastedildiği gibi, “Allah’ın adıyla” derken de “Onun adıyla başlarım” gibi bir manâ ifade edilmiş olur. (I, 39)
Besmelenin meâlinde genelde “Rahman, Rahim olan Allah’ın adıyla” denilir. Hamdi Yazır, meâldeki “olan” kelimesiyle ilgili olarak, “evvel değil imiş de, sonradan Rahman ve Rahim olmuş” şeklinde bir manâyı çağrıştırdığına dikkat çeker. Ardından bir tek besmelenin tercümesinde karşılaşılan zorlukları nazara verip şu hükme varır:
“Doğrusu besmelenin tercümesinde gösterdiğimiz şu imkânsızlık, Kur’an ayetlerinin hemen hepsinde de câridir. Onun için tercümelerin tam bir tercüme olmasına imkân yoktur.” (I, 40-41)
“Her millet en mühim işine büyük tanıdığı bir isimle başlar… İnsanlar arası ilişkilerde, özellikle açış merasimlerinde ve özel icraatlarda ‘filân namına, filân şerefine’ gibi bunun türlü türlü misallerini görürüz. İşte, besmelede fiilin tehiriyle Allah adının önce zikredilmesi, bütün bunları red ile, başlangıcı yalnız Allah adına tahsis etmek içindir. Bunun anlamı, ‘ne kendim ne başkası… hatıra gelebilen hiçbir nâm ile değil, ancak Allahın nâmıyla şu işe başlıyorum’ demektir.
Dolayısıyla besmele, bu suretle bir de tevhid manası tazammun eder. (I, 39-40)
Hamdi Yazır, besmelenin bir sırrını ise şöyle nazara verir:
“Besmelenin harfleri, dudaktan bütün batnı devr ile yine dudakta nihayet bulur.” (I, 41)
Besmelenin ilk ve son harfleri olan b ve m, dudak harflerindendir. Böyle olunca, besmele dudakta başlamakta ve dudakta bitmektedir.
