Ördeğin tabiatında suda yüzme arzusu gibi, insanın da tabiatında yüce Yaratıcıya inanmak ve ibâdet etmek vardır. İnsan, bu tabiatından sıyrılamaz. Temiz sular bulamayan ördeğin kirli sularda oyalanması gibi, Hak Mâbudu bulamayan insan, bâtıl mâbudlara tapar.
Pek çok insan, Allah’ı bir mahlûk olarak tasavvur eder, hemen karşısında görüvermek ister. İşte, “Ey Musa! Allah’ı açıktan görmedikçe sana inanmayacağız” diyen Hz. Musa’nın kavmi… (Bakara, 55)
Hamdi Yazır üstteki âyetle ilgili şu orijinal yorumları yapar:
“Böyle duyularıyla muhatap olduklarından başka bir şey tanımayan, gözlerine batmayan şeye inanmayan, inanmak istemeyenler, âsâsız yürüyemeyen âmâlara benzerler. Mâbudlarını da elleriyle tutmak, yoklamak isterler. Nazarlarında manevî şeyler sadece akıllarıyla ulaştıkları; mücerret şeyler ise birer vehim kabul edilir. Tapmak için mücessem şeyler ararlar. Bulamazlarsa yaparlar, ona taparlar, ondan imdat ararlar. Çünkü insanlarda ibâdet fıtrî bir kanundur, bundan kurtulamazlar. Fakat gerçek mâbudu göremeyince, kalplerinden, akıllarından kuvvet alamayınca, gözlerinin tuttuğu, ellerinin eriştiği bir şeyden kuvvet dilenirler. Hiç olmazsa bir öküz veya öküzün altında buzağı ararlar…” (1, 359)
Hamdi Yazır’ın “hiç olmazsa bir öküz veya öküzün altında buzağı ararlar” sözü, birçok telmihler ihtiva eder. Şöyle ki:
Hz. Musa zamanındaki Mısırlılar, günümüz Hinduları gibi öküze kutsallık vermiş bir kavimdi. Uzun yıllar Mısır’da esir kalan Hz. Musa’nın kavmi de bu bâtıl inancın tesirinde kalmıştı. Öyle ki, Hak Dine girdikten sonra bile bu inancın tesirinden kurtulamamışlardı. Hz. Musa Tur’a gittiğinde, Samiri isimli birisi zinet eşyalarından bir buzağı yaparak “İşte sizin ve Musa’nın ilâhı” diye ilân ettiğinde Musa’nın kavmi buzağıya tapmakta tereddüt etmemişti. (Taha, 83-97)
Keza, Bakara sûresinde anlatılan olayda, Cenâb-ı Hak İsrailoğullarına bir sığırı kesmelerini emretmesinde, sığırperestliğin kaldırılması mesajı vardır. (Bakara, 67-74) Yâni, sığır tapınılacak bir mâbud değil, Hak Mâbud olan Allah’tan insanlara, isterlerse kesip yiyebilecekleri bir nimettir.
