Her türlü hamd ü sena, Kur’anı indiren ve onu öğreten âlemlerin Rabbine; sonsuz salât u selam, Kur’anı bize tebliğ ve beyan eden Hz. Peygambere, ayrıca Onun âl ve ashabına olsun.
Âlem büyük bir saray ve insan bu sarayın has misafiridir. Âlem sarayının sahibi olan yüce Allah, has misafirlerine çok büyük ikramlarda bulunmakta ve sayısız nimetlerle onları perverde etmektedir. Şüphesiz Onun en büyük bir nimeti, bizleri kendine muhatap yapması, kelâmıyla bizlerle konuşmasıdır. Şu âyetler, bu manayı bizlere ders verir:
“Rahman, Kur’an’ı öğretti. İnsanı yarattı. Ona beyanı talim etti.”1
Kur’an, son ilâhî Kitap’tır ve bütün insanlığa ezelî bir hitaptır. Kur’anın en kısa tarifi “kelâmullah” şeklinde yapılabilir. Hz. Peygamber (asm) Kur’anın ilk ve en büyük muhatabıdır, ama tek muhatabı değildir. Kur’an Ona indiği gibi, hepimize inmiştir. O, Kur’ana göre yaşamakla mükellef olduğu gibi, biz de mükellefiz. Kur’an, ilk muhatapları Arab olması cihetle, Arabçadır, ama Arab olmayanlar da onun muhatap kitlesidir. Arab olmayanlar, ta ilk nüzûlü devrinden beri ya Arabçayı öğrenerek veya kendi dilleriyle Kur’anı anlatan meâl, tefsir ve dini yayınlar gibi eserleri okuyarak bu ilâhi kelâma muhatap olmuşlardır.
Kur’anın mücmel olarak anlaşılması meâliyle az çok gerçekleşse bile, derinlemesine anlaşılması tefsirler vasıtasıyla olmuştur. Kur’anın meâli, denizin dış yüzeyine, tefsiri ise aynı denizin derinliğine benzer. Denizin sathında sadece mavilik ve dalgalanmalar görülür. Derinliğinde ise sayısını bilemediğimiz canlılar vardır ve nice kıymettar mücevherler gizlidir.
Asr-ı saadetten bu yana Kur’anın binlerce tefsiri yapılmıştır. Her bir müfessir, Kur’an deryasının bir dalgıcı olup, kendi kabiliyet ve kapasitesince o deryada bulduklarını okuyucularıyla paylaşmıştır. 1876-1960 yılları arasında yaşayan ve bütün hayatını Kur’anın hakîkatlerini anlamaya ve anladıklarını başkalarıyla paylaşmaya adayan Bediüzzaman Said Nursi de bu deryanın dalgıçlarındandır. Risale-i Nur Külliyatı ismiyle telif ettiği Kur’an tefsiri, bunun açık bir isbatıdır. Ülkemizde milyonlarca kişi bu kıymetli tefsirden istifade ettiği gibi, başta Arabça ve İngilizce olmak üzere, elliden fazla dile tercüme edilmesiyle yurt dışında da büyük bir kitle bu eserden istifade etmiş ve etmektedir.
On iki ciltlik Risale-i Nur Külliyatının bir kitabı, Sözler mecmuasıdır. Otuz üç bölümden meydana gelen altı yüz küsur sayfalık bu eserin yaklaşık yüz sayfası “Mu’cizat-ı Kur’aniye” risalesidir. Bu risale, Kur’anın kırka yakın mu’cizelik yönlerini anlatır.
İslâmın ilk devirlerinden bu yana Kur’anın mu’cizelik yönlerini anlatan pek çok çalışmalar yapılmıştır. “Mu’cizat-ı Kur’aniye” risalesi, bu alanda yapılmış en nadide eserlerden biridir. Ancak, bu kıymettar eserden istifade; Arabça, Belâğat ve İslâmi İlimler alanında belli bir alt yapıyı da gerektirdiğinden, okuyanların istifadesi nisbeten sınırlı olmaktadır.
Eserin daha iyi anlaşılması düşüncesi ve tavsiyelerine itibar ettiğim zatların tavsiyesi, beni böyle bir çalışma yapmaya sevketti. Bu çalışmada başlıca şunlar yapıldı:
-Eserde geçen âyetlerin meâli verildi ve Kur’anda nerede geçtiği dipnotlarda belirtildi, diğer Arabî ibarelerin de, varsa kaynakları yazıldı.
-Adı geçen şahıslar hakkında kısaca bilgi verildi.
-Kavramların açılımı ve açıklaması yapıldı.
-Zaman zaman bazı açıklamalar dipnotlarda yapıldı. Bir iltibas olmaması için, müellifin dipnotlarında (Müellif) yazıldı.
-Yer yer satır aralarında verilen ince mesajlara dikkat çekildi.
-Anlaşılması zor cümleler açıklanmaya çalışıldı.
-İstifadenin daha kolay olması açısından, konu bütünlüğü esas alınarak konular derslere bölündü, yirmi beş ders olarak takdim edildi.
-İhtiyaç duyulan yerlerde değişik tefsir kaynaklarına ve başka eserlere müracaat edildi.
Mu’cizat-ı Kur’aniye Risalesi hakkında yaptığımız bu çalışmanın benzerlerinin, Risale-i Nurun daha iyi anlaşılması bağlamında her bir Risale için yapılmasının çok faydalı, hatta elzem olduğunu düşünüyorum. Şüphesiz suyu menbaından içmekle çeşmeden içmek aynı tadı vermez, ama suyu menbaından içemeyenlerin ihtiyacı da göz ardı edilmemelidir.
1980 yılından bu güne Kur’an araştırmaları yapan biri olarak, yılların birikimini bu çalışmada okuyucuyla paylaştım. Bu vesileyle derinlemesine okuma imkânı buldum, şahsım itibarıyla bu çalışmadan çokça istifade ettim. Okuyanların istifadesine medar olmasını diliyor, bizleri Kur’anın envar ve esrarına hem mazhar, hem de muzhir eylemesini Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.
Çalışma bu haliyle elinize geçinceye kadar az veya çok emeği geçen bütün zâtlara en kalbi şükranlarımı arz ediyorum.
Not 1: 25. Söz hakkında, soru-cevap tarzında görüntülü dersler de yaptık. Bu derslere www.sorularlarisale.com daki “görüntülü soru – cevaplar” kısmının “sorularla Sözler” kısmından ulaşılabilir.
Not 2: Bu çalışmamızda zaman zaman Bediüzzamanın Arabî Mesnevi ve İşaratu’l-İ’caz isimli eserlerinden iktibaslarda bulunduk. Bunu yaparken de tercümesini değil, Arabça aslını esas aldık. 2014 yılında “Mesnevi Dersleri” adıyla yaptığımız çalışma gibi, nasip olursa, İşaratu’l-İ’caz ile ilgili derslere taksim edilmiş bir şekilde “İ’caz Dersleri” adıyla yeni bir çalışmamız olacaktır.
Şadi Eren
1 Rahman, 1-3
