5. DERS: KUR’ÂNDAKİ TEKRARLARIN BAZI SIRLARI

Eğer desen: Veciz ve mu’ciz olan Kur’ân’da besmele ve فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (Ey cin ve ins topluluğu!) Bu durumda Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?” (Rahman, 13), وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ“O gün yalanlayanların vay hâline” (Mürselat, 15)1 ve kıssa-i Musa gibi zahirde tekrar edilen şeyler var. Hâlbuki tekrar usandırır ve belâğata aykırıdır.

El-cevap: : مَا كُلُّ مَا يَتَلَأْلَأُ يُحْرِقُ

Her parlayan şey yakıcı ateş değildir.”

Evet, tekrar bazen usandırır, ama bu mutlak değildir, bazen hoş olur, bazen usanç verir.2

Nasıl ki insanın beslenmesinde temel gıdalar tekrarlandığında tatlı olur, insana hoş gelir. Meyve kabilinden olanlar ise, tekrarlandığında usandırır, yenilendiğinde lezzet verir.

Benzeri şekilde kelâmda hakîkat olan, fikirlere kût ve kuvvet, ruhlara gıda olanlar meluf olmasıyla her ne zaman tekrarlansa güneşin ziyası gibi müstahsen olur, kendisine ünsiyet edilir.

Kelâmın bir kısmı da zînet ve meyve kabilindendir. Lezzeti, sûretinin yenilenmesinde, libasının farklı olmasındadır.

Bunu anladığında şunu da bil ki: Nasıl ki Kur’ân’ın tamamı kalplere kût ve kuvvettir, tekrarı usanç vermez, hatta ne kadar çok okunsa o kadar tatlı olur. Öyle de, Kur’ân’da bu kûta ruh olan yerler vardır, tekrar edildikçe parlar, etrafından hak ve hakîkat şuaları parıldar.

Kûtun ruhu olanlar içinde, üssü’l- esas, ukde-i hayatiye ve daimi bir cesetle tecessüt etmiş nur olarak (belli bir kalıpla) gelenler vardır. Bismillahirrahmanirrahim örneğinde olduğu gibi.3

Ey insan, eğer zevk sahibi isen zevkine danış!

Bu açıklama, tekrar olduğunu kabule göre yapılmıştır. Yoksa mesela kıssa-i Musa hangi cihetleri içine alıyorsa, her makamda bu cihetlerden münasip bir cihet için zikredilmesi caizdir. Çünkü kıssa-i Musa tefarik-ı asâdan daha faydalıdır.4 Kur’ân onu yed-i beyzasına gümüş olarak almış, altına çevirmiştir. Bunu gören beyan sihirbazları, belâğati karşısında secdeye kapanmışlardır.5

Keza besmelede:

-İstiane,

-Teberrük,6

-Kur’ân’daki esas noktalar için mevzu, hatta gaye ve fihriste olmak gibi cihetler vardır.

Yine besmelede

-Tevhid makamı,

-Tenzih makamı,

-Sena makamı,

-Celâl ve cemal makamı,

-İhsan makamı gibi makamlar vardır.

Ayrıca besmelede tevhid, nübüvvet, haşir ve adalete, yani Kur’ân’ın dört meşhur maksadına işaret gibi zımni hükümler vardır. Ancak ekser sûrelerde maksud-u bizzât bunlardan biri olur, diğerleri istidradi olarak ikinci derecede kalır.

Öyleyse besmelenin her bir sûrede o sûrenin ruhuna uygun özel bir cihet veya hüküm veya makam için gelmesi, bir makam için konu olarak zikredilmesi, hatta bu cihetler ve makamlar itibariyle icmali bir fihriste olması niye caiz olmasın?

1 Rahman sûresindeki ayet 31 defa, diğeri de 10 defa tekrar edilir.

2 Edebiyatta “tekrîr san’atı” vardır. Yani yerinde yapılan tekrar, kelâmda israf sayılmak şöyle dursun, önemli ve vurgulu bir anlatım şeklidir.

3 Hamdin “Elhamdülillah” ile, hayret ve hayranlığın “subhanallah” kelimesiyle ifade edilmesi gibi… Bundan dolayı, “Elhamdülillah” ve “subhanallah” gibi kelimelerin Kur’ân’da sıkça yer aldığını görürüz. Bunlar, İslâm binasının temeli ve o kudsi ağacın çekirdeğinde yer alan hayat düğümü gibidirler.

4 Tefarik-ı asâ ifadesi “asânın parçaları” anlamında olup deyim olarak kullanılır. Fakir bir Arap kadının zayıf ve gayet huysuz bir oğlu varmış. Yaptığı müteaddit kavgalarda, mesela bir defasında burnunu, bir defasında kulağını, bir defasında dudaklarını kesmişler. Her defasında da, annesi çocuğunun kesilen azalarına bedelen diyet alarak zenginleşmiş. Bu sebeple oğluna, “Sen tefarik’ül asâdan daha faydalısın” demiş. Asânın parçalarının her biri bir işe yaraması misali, Hz. Musanın kıssasındaki her bir parça pek çok hakîkatleri anlatmaya yaramaktadır.

5 Bu ibarede Hz. Musanın bazı mu’cizelerine işaretler vardır. En meşhur mu’cizesi asâ idi. Bir diğeri ise “yed-i beyza” denilen elinin ışık saçması idi. İşte Hz. Musa’nın sihirbazlarla müsabakasında, sihirbazlar Onun izhar ettiği bu hâllerin mu’cize olduğunu fark etmişler, secdeye kapanmışlardır. Onun gibi, beyan sihirbazları olan edipler, Kur’ân’ın belâğati karşısında secdeye varmaktadırlar.

6 “Allahın adıyla” dediğimizde, bunu istiane (yardım talebi) niyetiyle söyleyebiliriz, çünkü ancak Onun yardımıyla muvaffak oluruz. Keza teberrük olarak söyleyebiliriz, çünkü Allah adıyla başlanan iş bereketli ve semeredar olur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir