Tesettür esaret midir?

Tesettür, iradî bir kararlılık göstergesidir,

hür bir tercihin neticesidir.

Hamdi Yazır, kadının tesettürü hakkında şöyle der:

Tesettür, imanlı temiz kadınların kirli nazarlardan -sadeflerinde meknun inciler gibi- mahfuz kalmalarına en lâyık surettir.”1

Tesettür, bir kadının kendi iradesiyle örtülü kıyafeti tercih etmesidir. Olaya dıştan bakanlar, genelde bunu anlamakta zorlanırlar, hatta bazıları bunu bir nevi esaret olarak görürler. Dindar bir kadın ise, bunu Allahın insanları imtihan etmesi çerçevesinde değerlendirir. Erkeğin kendine göre bir imtihanı olduğu gibi, kadının da kendine göre bir imtihanı vardır ve bu imtihanda, tesettür çok önemli bir yer tutmaktadır.

Bir asker düşünelim, sivil hayattan gelmiş, onbaşıdan itibaren bütün üstlerine “emredersin komutanım” diyor. Dıştan bakan biri açısından bu durum kolayca kabullenebilir bir durum değildir. Ama unutulmamalıdır, askerliğin tabiatında bu vardır.

Benzeri bir şekilde dindar bir insan kendini Allahın bir askeri olarak görür ve “emret ya Rabbi” der. Bu, kulun kula itaati değil, kulun âlemlerin Rabbine teslim olması olayıdır. Bir kadının, nefsinin muhalefeti ve çevresinin tepkisine rağmen tesettürü tercihi, böyle bir teslimiyetin görüntüsüdür.

1 Hamdi Yazır, Hak Dîni Kur’an Dili, VI, 3929

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir