Evlenecek bir bayan, ömür boyu yıkayacağı tabakları birden bir dağ gibi karşısında görse, herhalde evlilikten vazgeçer. Hâlbuki her gün sadece üç-beş tabak yıkayacaktır. Bazıları tam bir cehaletle, tembellik döşeğinde, gaflet uykusunda “Namaz iyidir. Fakat her gün her gün beşer defa kılmak çoktur. Bitmediğinden usanç veriyor.” şeklinde bir düşünce içinde olabilirler. Mesela yeni büluğa ermiş biri, şeytani bir vesveseyle “yetmiş yıl yaşasam elli beş sene namaz kılmam gerekecek. Bu ise kılmakla bitmez” diyebilir. Hâlbuki bu insan her gün sadece beş defa namaz kılacaktır. Hatta içinde bulunduğu vakit içindeki namazı eda ettiğinde, diğer vakit girinceye kadar hiçbir namazla mükellef değildir.
Kaldı ki namazın manevi hazzını alan insan, değil ondan usanmak, aksine ciddi bir iştiyakla ona yönelir. Hatta değil sadece vakit namazları kılmak, fırsat buldukça nafile namazlar da kılmak suretiyle ömür sermayesini değerlendirmeye çalışır.
