Kur’ân’ın “Allah’ı çokça zikredin.”1 gibi ayetlerle bize bildirdiği emirlerinden olan zikir, Allah’ı anmak ve hatırlamaktır.
Zikir başlıca iki şekilde olur:
1- Dil ile.
2- Kalp ile.
Asıl olan kalbin zikretmesidir. Dil buna sadece bir tercümandır. Yalnız dilde kalan zikirler, kalbe intikal etmedikçe kâmil bir zikir sayılmaz. Tarlada çalışan çiftçinin, dairede çalışan memurun, fabrikada çalışan işçinin Allah’ı hatırlaması, bir zikirdir. Kur’ân-ı Kerîm böylelerini şu şekilde metheder:
“Öyle er kişiler vardır ki, ne bir ticaret, ne bir alışveriş onları Allah’ı zikirden, namazı kılmaktan, zekâtı vermekten alıkoyamaz.”2
Böyleleri, “dışı sahra-yı kesrette, içi umman-ı vahdette” olan kimselerdir. Dış dünya ve bununla meşguliyet, onların gönül âlemlerini bulandırmaz. İç âlemlerinde vahdet deryasında teneffüs ederler.
1 Ahzâb, 41
2 Nur, 37
