Mezhep taassubu

Bir mezhebe bağlı olmak” ayrı, “mezhepçilik yapmak” ayrı durumlardır. Birincisi gayet normal bir durumken, ikincisi fanatikliğe girer. İnsanlar, genelde “parti, takım” gibi taraftar oldukları şeylere taassupla bağlanırlar. Mezhep taassubunu da bu kategoride değerlendirebiliriz. Hâlbuki genelde, Hanefi olan biri çevresi Hanefi olduğundan, Şafiî olan biri de aynı şekilde çevresi Şafiî olduğundan dolayı bu mezheplerde yer almışlardır.

Din, kendi mensuplarının körü körüne bir taassup içinde olmalarını uygun görmez. İslam’da esas olan taklid değil, tahkiktir. Dolayısıyla Hanefi veya Şafiî olmayı bir ayrıcalık görmek uygun değildir. Herkes kendi mensup olduğu mezhebe bağlı olarak dinini yaşamalı, ama başka hak mezhepleri tenkit cihetine gitmemelidir. Hz. Peygamber (asm) “hoşgörülü, toleranslı bir dinle gönderildiğini” söyler.1 Ümmetine düşen görev, bu hoşgörüyü birbirlerine göstermeleridir.

1 Buhari, İman, 29

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir