Hastalık yok, hasta var!

Tıp ilminde “Hastalık yok, hasta var!” prensibiyle hareket edilir. Yani her hasta kendi şartları içerisinde değerlendirilir. Mesela aynı grip hastalığına yakalanan biri zayıf diğeri kuvvetli veya biri genç diğeri ihtiyar iki kimseye aynı dozaj ilaç verilmez. Benzeri bir durum fıkhî meselelerde geçerlidir. Sözgelimi evlilik için sabit bir hüküm yoktur, muhatapların durumuna göre değişen fetvalar vardır. Şöyle ki:

Normal şartlar altında evlilik sünnet-i müekkededir.

Evlenme imkânı olan, evlenmeme durumunda da harama düşmesinden korkulan kimseye nisbetle evlilik farzdır.

Evliliğin gerektirdiği şartları taşımayan, bedenen veya ruhen evliliğe engel durumu olan kimseye nisbetle evlilik haramdır.

Evlense de olur, şimdilik evlenmese de olur” şeklindeki bir kimseye nisbetle evlilik, mubahtır.

Evliliğe durumu müsait olmayan, ama zor da olsa bu yükün altından kalkabilecek kimseye nisbetle ise evlilik, mekruhtur.

Bediüzzaman, aynı meselede şahısların durumuna göre farklı fetvalar verilmesi meselesinde şöyle der:

Eğer desen: Hak bir olur; nasıl böyle dört ve on iki mezhebin muhtelif ahkâmları hak olabilir?

El-cevab: Bir su, beş muhtelif mizaçlı hastalara göre nasıl beş hüküm alır; şöyle ki: Birisine, hastalığının mizacına göre su ilâçtır, tıbben vâciptir. Diğer birisine, hastalığı için zehir gibi muzırdır; tıbben ona haramdır. Diğer birisine, az zarar verir; tıbben ona mekruhtur. Diğer birisine, zararsız menfaat verir; tıbben ona sünnettir. Diğer birisine ne zarardır, ne menfaattir; âfiyetle içsin, tıbben ona mubahtır. İşte hak burada taaddüt etti. Beşi de haktır. Sen diyebilir misin ki: Su yalnız ilâçtır, yalnız vâcibdir, başka hükmü yoktur.”1

1 Nursi, Sözler, Envar Neşriyat, İst. 2002, s. 485-486

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir