Kalbine gelen vesveselerden bunalan biri, değerli bir hocaya gider, durumunu anlatır. “Aman hocam, beni bu vesveselerden kurtaracak bir yol göster” der.
Hoca, ona sorar: “Sen bir evin oradan geçerken evin köpeği sana havlasa ne yaparsın?”
Adam “hemen yerden taş alıp, kendimi savunurum” der.
Hoca, gülerek şunları söyler: “Ben olsam öyle yapmam. Evin sahibine seslenirim. Evin sahibi köpeğe bir göründü mü veya seslendi mi, köpek sesini keser, köşesine çekilir.
İşte sen de sana şeytan köpeğinden hırlamalar geldiğinde, her şeyin dizgin elinde olan Allah’a iltica et. O’na sığındığında, O seni koruyacaktır.”
Hemen her insan zaman zaman şeytandan gelen vesveselere muhatap olur. Bazan bunlardan kolayca sıyrılabilirse de bazan zorlanabilir. Ama bunları kalbinin lafları değil, şeytanın hırlamaları olarak bilirse rahatlar, “it ürür, kervan yürür” diyerek yoluna devam eder. Yoksa bunları kalbinin sözleri zannederse çok ızdırap çeker, hatta ibadeti bile terk eder.
Peygamber efendimize vesveseden sorulduğunda şöyle cevap verir: “Bu, imanın tam kendisidir.”
Çünkü vesvese halindeki insan kendi halinden memnun değildir, gelen vesveseleri kalben kabul etmemektedir. Bu da imanın bir göstergesidir.
