Seyahatlerimden birinde Horasandan Erzurum’a otobüsle dönerken bir delikanlı ile yan yana idim. Tanıştıktan sonra koyu bir sohbete başladık. Konuşkan biriydi. Söz arasında seyahatlerinden epey anlattı. Genç yaşına rağmen hayli gezmişti. Kendisine dedim:
“Herhalde seyahati çok seviyorsun?”
“Evet dedi, çok seviyorum.”
“Güzel dedim, zaten insanın uzun bir yolculuğu var. Ruhlar âleminden anne karnına, oradan çocukluğa ve gençliğe, ardından ihtiyarlık ve ölüme, ölümden kabre ve haşre, hatta ta ebede kadar sürecek bir yolculuk…”
Yol arkadaşım her halde bu seyahatlerin çoğu hakkında bir bilgiye sahip değildi. “Bunlar ne demek?” diye sordu. Bunlardan konuşurken bir buçuk saatlik yolculuğumuzun nasıl geçtiğini bile anlayamadık. Erzurum’a gelmiştik. Tekrar görüşmek ümidiyle muhabbetle birbirimizden ayrıldık.
Bir başka Horasan – Erzurum seyahatinde üç arkadaş beraberdik. Trenle dönüyorduk. “Belki faydalı oluruz” fikriyle ayrı ayrı kompartımanlara bindik. Arkadaşlarımızdan Cafer’in bulunduğu kompartımanda hoş bir sohbet ortamı olmuş. Dinleyenlerden yaşlı bir amca Cafer’e “evladım, yolculuk nereye?” diye sormuş. Cafer “Erzurum’a” deyince yaşlı amca “evladım demiş, anlattıkların çok hoşuma gitti. Ben Ankara’ya gidiyorum. Eğer vaktin müsaitse sana Ankara’ya kadar gidiş-dönüş bileti alayım, yolculuk boyunca ilminden istifade edelim” demiş.
Peygamberimiz döneminde yaşayan Müslümanlara “sahabe” denilir. Sahabe kelimesi sohbet ile aynı kökten gelir. Zira onlar peygamber efendimizin kutsi sohbeti ile yetişmişlerdir.
Günümüzde de bu sohbet geleneğini yeniden canlandırmaya ihtiyaç vardır. Kanaatimizce, otobüs, tren, uçak yolculuklarında bile bu önemli gelenek yeniden canlandırılabilir.
